İşitme Kayıplarında Gürültünün Rolü

İşitme Kayıplarında Gürültünün Rolü

Gürültü; hoşa gitmeyen, istenmeyen, kişiyi rahatsız eden seslere verilen bir isimdir. Ses ölçülebilir bir kavramdır kişiden kişiye değişim göstermez gürültü ise kişiden kişiye değişebilir. Kimine göre gürültü olan bir müzik parçasından bir başkası haz duyabilir. Gürültü de ölçülebilir bir sesdir değerlendirme ölçüsü ses basınç seviyesine dayanan desibel (dB) dir.

Ses bir enerji kaynağından yayılan titreşimlerin etkisi sonucu gaz, sıvı ve katı ortamlarda moleküllerin sıkışıp gevşemesi ile ortaya çıkan enerjidir. Ortamda yayılarak ses dalgalarını oluşturur. Bu ses dalgaları kulak zarı ve orta kulak kemikçikleri vasıtası ile iç kulağa iletilir. İç kulağa gelen mekanik ses dalgası elektriksel enerjiye dönüştürülerek işitme siniri vasıtası ile beyindeki işitme merkezine gönderilir.

Normal insan kulağı 0-120 dB arasındaki şiddetteki sesleri duyabilir. Duyabildiğimiz en rahat ses aralığı 50-70 dB arasıdır.
Günlük hayatımızda: Fısıltı 20-25 dB
Konuşma 50-70 dB
Bağırma 70-85 dB
Trafik 90-120 dB en sık karşılaştığmız seslerdir.

Aşırı sese maruz kalma, sonradan ortaya çıkan iç kulak tipi işitme kayıplarının dünyadaki en yaygın nedenidir. Gürültüye bağlı bu kayıplar Adaptasyon, Geçici eşik kaymaları ve Kalıcı eşik kaymaları olarak 3 grupta görülür. Adaptasyon 70 dB le kadar olan ses seviyelerinde oluşur ve çabuk düzelir. Geçici eşik kaymaları yoğun ses stimülasyonu sonucu oluşur. Sese maruz kalmanın süresi çok önemlidir. Yüksek şiddetteki sese ne kadar uzun süre maruz kalınırsa, işitmede o kadar fazla hasar olur. Yüksek frekans tonlar aynı şiddetteki düşük frekanslı tonlara göre daha fazla geçici eşik kaymasına neden olur. Geçici eşik kaymalarının birçoğu birkaç saat içinde iyileşir. Gürültüye maruz kalmanın şiddetine ve süresine göre birkaç gün veya birkaç hafta da sürebilir. Uzun sürmesi Kalıcı eşik kaymalarına neden olabilir. Ses kaynağı ne kadar yakınsa o kadar fazla etkiler. Silah sesleri sade silahı kullanan kişiyi değil yakınındakileri da etkiler. Çok gürültülü müzikli ortamlar ve kulaklıkla yüksek sesli müzik dinlemekte işitmeyi kötü yönde etkilemektedir.

Gürültüye bağlı kulak çınlamaları da ortaya çıkar ve bu kulak çınlamaları kalıcıdır.

İş yerlerinde günde sekiz saatten fazla 85 dB ve yukarısındaki gürültüye izin verilmemelidir. Ortalama ses şiddeti sekiz saat süre ile 90 dB ve daha yukarısında ise mutlaka işitme koruyucular kullanılmalıdır. Kulak koruyucular, kulak yoluna giren tıkaçlar ve kulak kepçesini içine alan kulaklıklardır. Bu kulaklıklar ses şiddetini 15-30 Db kadar azaltırlar. İkisi beraber kullanıldığı taktirde 45 dB ye kadar gürültüyü azaltabilirler. Burada dikkat edilmesi gerekli bir konu kulak tıkaçlarının kullanılabilmesi için dış kulak yolunun ve kulak tıkacının temiz olması şarttır.

Kulak için işitme kaybı yapabilecek bazı ses seviyelerini verirsek:
180 dB Roket fırlatma. Tehlikeli seviye
140 “ Jet uçağı kalkış. Tehlikeli seviye
130 “ Av tüfeği, hava saldırı siren, hidrolik pres. Günlük 3 dakika maruz kalmak kulağa zarar verir
120 dB Araba kornası, uçak pervanesi. Günlük 7-8 dakika maruz kalmak kulağa zarar verir.
110 dB Motorlu tekne içi, tipik gece kulübü, susturucusuz motosiklet. Günlük 30 dakika maruz kalmak kulağa zarar verir
105 dB Helikopter. Günlük 1 saat maruz kalmak kulağa zarar verir
100 dB Jet kalkışı ( 500 m uzaklıkta ),tren sireni, ( 50 m uzaklıkta ) 2 saat maruz kalmak kulağa zarar verir
90 dB Yoğun şehir cadde trafiği, çocuk çığlığı. Çok rahatsız edicidir ve 8 saat maruz kalmak kulağa zarar verir.

Sonuç olarak bazı yüksek seslere fazla maruz kalmamak, iş icabı gürültüye maruz kalacaksak, mutlaka işitme koruyucular kullanmak gerekir. İşitme koruyucular etraftaki gürültüye rağmen konuşmaları duymamıza engel olmamaktadır. Gürültü olmayan bir ortamda bile işitme koruyucu kullananlar normal bir konuşmayı duyabilirler. İşitme kaybı olanların işitmelerinin daha fazla bozulmaması için bu konuya daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir.


Sizi Arayalım


Burun eti olan hastalarda burun tıkanıklığı oluşur. Burunlarından rahat nefes alamazlar, ağızlarından nefes alırlar ve horlama şikayetine sebep olur. Burun etleri büyük olduğu için burun içerisinde alerji ve sinüzit gibi bir takım hastalıklar ortaya çıkar.
Deviasyon genellikle doğumsaldır. Eğer hasta burnunu bir yere vurup kırmadıysa ya da burnuna sert bir darbe almadıysa deviasyonların hepsi doğumsaldır. Yani uzmanlar genellikle bu durumu anatomik ve genetik bir durum olarak belirlemektedir.
Burun estetiği ameliyatları anatomik deformasyon veya travmalar sonucunda oluşan burun eğriliklerinin düzeltilmesi için yapılan operasyonlardır. Hem sağlık hem de görünüm açısından burun estetiği ameliyatları ülkemizde oldukça fazla talep görmektedir.
Horlama ve uyku-apne sendromu, sıkça karşılaşılan ciddi bir sağlık sorunudur. Horlama, solunum yollarındaki hava geçiş alanının yeterli açıklıkta olmadığını gösteren bir durumdur. Yetişkinlerin yaklaşık %10 ila %30'unda horlama görülür.
Baş dönmesi olarak tanımlanan Vertigo, aslında sadece sıradan baş dönmesi olarak algılanmamalıdır. Vertigo, kişinin yaşam kalitesini düşürecek ve özellikle hareket etmesi ile birlikte etrafında olan her şeyin dönmesine neden olacaktır.
Tinnitusun kendine özgü kısa bir tarifi yoktur. Bir semptomdur. Tinnituslu hastalar bu sesi kulakta zil çalması, fısıltı, cırcır böceği sesi, fabrika gürültüsü, elektrik süpürgesinin sesi ve bunun gibi çok değişik sesler tarzında tanımlarlar.
Uyku Apnesi, genellikle solunum yolunu açık tutan kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst solunum yolunda çıkan daralma nedeniyle gerçekleşmektedir. Kişiye oldukça rahatsızlık veren bir durumdur ve uykusuzluğa bağlı rahatsızlıklara yol açmaktadır.
Çok küçük mikroplarla oluşan ve en sık görülen kış hastalığıdır.Yaklaşık 200çeşit virüs,bu hastalığa neden olur. Nezle diye adlandırılan hastalık da bu gruptadır.Mikrop, vücudunuza girdikten birkaç gün sonra hastalık belirtileri başlar
Sinüzit oldukça sık görülen, hayat kalitesini önemli derecede etkileyen ve birçok ülkede büyük ekonomik yüke neden olan bir hastalıktır. Sinüsler burun çevresinde oldukları için paranazal sinüsler diye adlandırılır.
Disfonia, ses organlarının patolojisi sonucu ortaya çıkan fonasyon bozukluğudur. Afonia dediğimiz, bazen sesin tamamen kısıldığı durumlara da rastlanır. Disfonia, vokal organın patolojisine göre organik ve fonksiyonel olarak değerlendirilir.
Migren çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. (Kadın/erkek oranı 3/2 veya 3/1) Her yaşta başlayabilir. 15-55 yaşları arasında görülür.ilk atak genellikle ergenlik çağlarında olur.
Vertigo, Latince kökenli bir kelime olup dönmek manasına gelmektedir. Kısaca vücudun denge sistemlerinden yanlış uyaranlar gelmesi, veya doğru uyaranların yanlış algılanmasıyla ortaya çıkan dengesizlik halidir.
Burun; üst solunum yolunun başlangıç noktasıdır. Koku almak ve fonasyon fonksiyonunun olmasının yanı sıra, havanın nemlendirilmesi, vücut ısısına getirilmesi ve filtre edilmesi gibi pek çok hayati önem taşıyan fizyolojik işlevleri de vardır.
Son zamanlarda grip salgınlarının başladığına dair yazılar okumaktayız. Bilhassa Avrupa'da bir kaç ülkede görülmüş ve ülkeler arası dolaşımının son derece yüksek olması nedeniyle de grip salgını ülkemizin kapılarına da dayanmıştır.
Bu günlerde ülkemizin birçok yerinde domuz gribi vakaları görülmeye başladı. Gün olmuyor ki, falanca hastanede grip vakası görüldü, domuz gribinden ölenler var, bu nedenle hastanede karantina uygulanmaya başladı haberleri almayalım.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .