Gripten ve Soğuk Algınlığından Korunma

Gripten ve Soğuk Algınlığından Korunma

Son günlerde grip salgınlarının başladığına dair yazılar okumaktayız. Bilhassa Avrupa'da bir kaç ülkede görülmüş ve ülkeler arası dolaşımın son derece yüksek olması nedeniylede Ülkemiz kapılarına dayanmıştır.

Grip tarih boyunca bilinen ve en sık görülen hastalıklardan birisidir. Dünya genelinde zaman zaman epidemiler ( belli bir popülasyondaki salgın), zaman zaman pandemiler ( bir kıta, hatta tüm dünyayı tutan salgın ) yapabildiği gibi sporadik ( tek tük ) olarak her yıl görülebilmektedir.

Grip bir solunum yolu hastalığıdır. Alt ve üst solunum yolunda hasara neden olan virütik bir hastalıktır. Orthomiksovirüsler ailesinden olan influenza virüsü internal nükleoproteinleri nedeniyle A,B,C diye 3 tipe ayrılır. Ayrıca virüsün yüzeyinde hemaglutinin ( H ) ve nöraminidaz ( N ) isimli glukoproteinler kompleks bir zar yapmışlardır. Bu H ve N nin mutasyonları gripal enfeksyonun şiddetini belirlemektedir. Daha çok İnfluenza A ve B virüsleri insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Her yıl görülür , 2-3 yılda bir epidemilere neden olur, 10 ila 20 yılda birde yüksek ölüm hızı görülen pandemilere neden olur. 1918 yılında 20 milyon civarında ölüm vakası tespit edilmiştir. Bu salgın muhtemelen H1N1 tipi ( Domuz gribi ?) idi.

Virüsle temastan 1-2 gün sonra hastalık ortaya çıkar. Ateş, öksürük, adale ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ilk belirtilerdir. Ateş yüksektir 40, 41 dereceyi bulabilir ve 3-4 gün sürer. Adale ağrıları kol, bacak ve sırtta bulunan adalelerde sık görülür. Üst solunum yolu enfeksiyonu yapan diğer virütik enfeksiyonlardan ve bakteriyel enfeksiyonlardan ayırt edilmesi lazımdır. Soğuk algınlığı diye adlandırdığımız daha çok rinovirüs, coranavirüs paraenfluenza virüs enfeksiyonlarından ayırt edilmesi önemlidir. Çünkü soğuk algınlığında da burun tıkanıklığı, burun akıntısı, aksırma gibi bulgular vardır. Soğuk algınlığı semptomları 3 haftadan daha uzun sürmedikçe herhangi bir laboratuar testine ihtiyaç yoktur. Tedavisi istirahat ve semptomlara yönelik ilaçların kullanılmasıdır. Antibiyotik kullanılmasının bir faydası yoktur hatta sakıncalıdır. Soğuk algınlığı 3 haftadan uzun sürerse bazı laboratuar ve radyolojik tektiler gerekebilir.

Grip tanısında en kesin yöntem virüsün izolasyonudur. Burun içi yıkama suyu veya nazofarinks sıvısı örnek olarak alınıp, özel hücre kültürlerine ekim yapılır. % 60-70 vakada 3 gün içinde, geri kalanlarda 5 ila 7 gün içinde üreme olur. Bunun dışında Elisa (Enzyme immunoessay) gibi testlerle direkt antijen tayini yapılabilir. Tanıda son yıllarda kullanılan PCR ( Polymerase Chain Reaction- polimeraz zincirleme tepkisi ) yöntemi hızlı ve duyarlı bir yöntemdir. DNA veya RNA nın enzimatik olarak çoğaltılmasıdır ve spesifik bir testdir, başka genetik maddeler ile kros reaksiyon vermez.

Tedavide önceleri Rimantadin veya Amantadin grubu ilaçlar kullanılmakta idi. Şimdi Zanamivir ve Osetalmivir kullanılmaktadır. Tedaviye belirtilerin başlamasından itibaren ilk 2 gün içinde başlanılmalıdır. Bu iki ilaç da nöraminidaz enziminin güçlü ve spesifik inhibitörleridir. Rimantadin ve Amantadin sadece A grup inflüenzaya etkili iken, Osetalmivir ve Zanamivir virüsün A ve B tipine de etkilidir. Osetalmivir 5 gün 2*75 Mg kullanılır. 0-15 Kg arası çocuklarda 2*30 Mg verilir. Yatak istirahatı, yeterli sıvı alımı,ateşin kontrol altına alınması gereklidir. Burun spreyleri ile burun tıkanıklıkları rahatlatılabilir. Gripli çocuklarda aspirin kullanılmamalıdır, aspirin dışı ateş düşürücüler tercih edilmelidir.

Grip hastalığının en korkulan komplikasyonu bakteriyel pnömonidir, yüksek morbidite ve mortaliteye sebep olur. Viral pnömoni, kalp kası iltihabı, beyin iltihabı gibi diğer ölümcül komplikasyonları da vardır.

Hastalık komplikasyonsuz geçirilse bile, iş kaybı ve uzun süreli tıbbi tedaviler nedeniyle büyük ekonomik kayıplara da yol açmaktadır. Önemli olan hastalığa yakalanmadan alınabilecek tedbirlerdir. Grip aşılanma yolu ile korunulabilecek bir hastalıktır. Her yıl değişen antijenik yapısı nedeniyle o yılki antijenik yapıya uygun hazırlanmış aşıların kullanılması gereklidir. Her sonbaharda uygulanan inaktive edilmiş influenza aşısı mevcuttur ve 65 yaş üstündekilere, kronik hastalığı olan kişilere huzur evi sakinlerine ve sağlık çalışanlarına uygulanmalıdır. Bunların dışında grip salgınlarında en önemli husus hijyendir. Ellerin sık sık yıkanması, gerekli gereksiz tokalaşmalar ve ellerin göz, burun ve ağız ile mümkün olduğunca az temas ettirilmesidir.


Sizi Arayalım


Burun eti olan hastalarda burun tıkanıklığı oluşur. Burunlarından rahat nefes alamazlar, ağızlarından nefes alırlar ve horlama şikayetine sebep olur. Burun etleri büyük olduğu için burun içerisinde alerji ve sinüzit gibi bir takım hastalıklar ortaya çıkar.
Deviasyon genellikle doğumsaldır. Eğer hasta burnunu bir yere vurup kırmadıysa ya da burnuna sert bir darbe almadıysa deviasyonların hepsi doğumsaldır. Yani uzmanlar genellikle bu durumu anatomik ve genetik bir durum olarak belirlemektedir.
Burun estetiği ameliyatları anatomik deformasyon veya travmalar sonucunda oluşan burun eğriliklerinin düzeltilmesi için yapılan operasyonlardır. Hem sağlık hem de görünüm açısından burun estetiği ameliyatları ülkemizde oldukça fazla talep görmektedir.
Horlama ve uyku-apne sendromu, sıkça karşılaşılan ciddi bir sağlık sorunudur. Horlama, solunum yollarındaki hava geçiş alanının yeterli açıklıkta olmadığını gösteren bir durumdur. Yetişkinlerin yaklaşık %10 ila %30'unda horlama görülür.
Baş dönmesi olarak tanımlanan Vertigo, aslında sadece sıradan baş dönmesi olarak algılanmamalıdır. Vertigo, kişinin yaşam kalitesini düşürecek ve özellikle hareket etmesi ile birlikte etrafında olan her şeyin dönmesine neden olacaktır.
Tinnitusun kendine özgü kısa bir tarifi yoktur. Bir semptomdur. Tinnituslu hastalar bu sesi kulakta zil çalması, fısıltı, cırcır böceği sesi, fabrika gürültüsü, elektrik süpürgesinin sesi ve bunun gibi çok değişik sesler tarzında tanımlarlar.
Uyku Apnesi, genellikle solunum yolunu açık tutan kasların uykuda gevşemesi ile birlikte üst solunum yolunda çıkan daralma nedeniyle gerçekleşmektedir. Kişiye oldukça rahatsızlık veren bir durumdur ve uykusuzluğa bağlı rahatsızlıklara yol açmaktadır.
Çok küçük mikroplarla oluşan ve en sık görülen kış hastalığıdır.Yaklaşık 200çeşit virüs,bu hastalığa neden olur. Nezle diye adlandırılan hastalık da bu gruptadır.Mikrop, vücudunuza girdikten birkaç gün sonra hastalık belirtileri başlar
Sinüzit oldukça sık görülen, hayat kalitesini önemli derecede etkileyen ve birçok ülkede büyük ekonomik yüke neden olan bir hastalıktır. Sinüsler burun çevresinde oldukları için paranazal sinüsler diye adlandırılır.
Disfonia, ses organlarının patolojisi sonucu ortaya çıkan fonasyon bozukluğudur. Afonia dediğimiz, bazen sesin tamamen kısıldığı durumlara da rastlanır. Disfonia, vokal organın patolojisine göre organik ve fonksiyonel olarak değerlendirilir.
Migren çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. (Kadın/erkek oranı 3/2 veya 3/1) Her yaşta başlayabilir. 15-55 yaşları arasında görülür.ilk atak genellikle ergenlik çağlarında olur.
Vertigo, Latince kökenli bir kelime olup dönmek manasına gelmektedir. Kısaca vücudun denge sistemlerinden yanlış uyaranlar gelmesi, veya doğru uyaranların yanlış algılanmasıyla ortaya çıkan dengesizlik halidir.
Gürültüyü kısaca tanımlamak istersek hoşa gitmeyen, istenmeyen, kişiyi rahatsız eden seslere verilen bir isimdir diyebiliriz. Ses ölçülebilir bir kavramdır ve kişiden kişiye değişim göstermez gürültü ise kişiden kişiye değişebilir.
Burun; üst solunum yolunun başlangıç noktasıdır. Koku almak ve fonasyon fonksiyonunun olmasının yanı sıra, havanın nemlendirilmesi, vücut ısısına getirilmesi ve filtre edilmesi gibi pek çok hayati önem taşıyan fizyolojik işlevleri de vardır.
Bu günlerde ülkemizin birçok yerinde domuz gribi vakaları görülmeye başladı. Gün olmuyor ki, falanca hastanede grip vakası görüldü, domuz gribinden ölenler var, bu nedenle hastanede karantina uygulanmaya başladı haberleri almayalım.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .