Şeker Hastalığı (Diyabet) Tedavisi

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tedavisi

Şeker Hastalığı - Diyabet eski çağlardan beri bilinmesine rağmen tedavi olanağı insülinin keşfinden sonra başlamıştır. Tedavi olanakları ağızdan kullanılan ilaçların bulunması ile genişlemiştir. Diyabetin mekanizmasının gittikçe anlaşılması, yeni ilaçların bulunmasına yardımcı olmuştur. Diyabet tedavisinde esasen amaç hayati öneme sahip organ hasarlarının engellenmesidir. Tedavide diyet ve egzersiz hangi tedavi olursa olsun, uyulması gereken kurallardır. Bunun yanında çeşitli ilaç kombinasyonları uygulanmaktadır. Her diyabet hastası için seçilecek tedavi birçok faktöre bağlı olarak özellik teşkil etmektedir. Günümüzde her türlü tedavi olanaklarına rağmen kan şeker düzeyinin ayarlanması kolay olmamaktadır. Her tedavinin de kendine göre yararları ve yan etkileri olmaktadır. Bugün diyabeti, tamamen iyileştirici bir tedavi yoktur aksini söylemek, bugünkü bilimsel ölçülere göre mümkün değildir. Ancak kan şeker düzeyi normale yakın düzeye indirilebilir, bu şeker hastalığının yok olduğu anlamına gelmez. Her hastaya göre ayarlanabilecek etkin tedaviler, alternatif metotlar vardır. Hastaya göre tedavi imkanları değerlendirilirken hastaların bir çok açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Hastanın yaşı, organ komplikasyonları, tedaviye adaptasyon düzeyi, sosyo-ekonomik durumu, sürdürülebilirliği, tedavinin yan etkileri uzun vadede ki sonuçları… incelenmelidir. Ana hedef mümkün olduğunca normale yakın kan şekeri seviyelerini muhafaza etmektir.

Diyabet hastalarında kandaki şeker düzeyi (glukoz) alınan kaloriye yani yiyeceklerin cinsine ve miktarına bağlı olarak yükselir. Glukozun düşürülmesinde rol alan ana hormon insülindir. İnsülin glukozun hücre içerisine girmesini sağlar. Bütün tedavilerdeki ana eksen insülinin yeterli, etkili, düzenli bir şekilde salgılanmasına yardımcı olmaktır. Bu bazen pankreastaki insülin yapımını ve salgılanmasını arttırmak, bazen insülinin hücre düzeyinde etkinliğini sağlamak, bazen de aşırı insülin yapımını gerektiren nedenleri ortadan kaldırmak şeklindedir.

Diyabetik hastalarda glukozun düşürülmesi düşürülürken buna engel teşkil eden, tedaviyi zorlaştıran nedenleri de tedavi etmek gerekir, aksi halde tedavi başarısız olur. Bunlara örnek olarak; yüksek yağ seviyesinin, kötü kolesterolün düşürülmesi, tansiyonun dengelenmesi, şişmanlığın önlenmesi.

Son yıllarda sindirim sisteminin diyabetin oluşmasında önemli rolü olduğu anlaşılmıştır. Bağırsaklarda salgılanan birtakım hormonların, bunlar arasında inkretin ya da GLP-I olarak adlandırılan hormon bugün diyabet tedavisinde ilaç olarak kullanılmaktadır, önemli bir tedavi seçeneğidir.

Diyabet hastalarının en önemli sorunlarından birisi de tedavi esnasında kilo alımı, aşırı yeme isteği buna bağlı olarak ilaçların sayısında ve dozlarında artışa gidilmesidir. İnsülin buna en klasik örneklerden birisidir. Kilo ile glukozun dengede tutulması, temel sorun bu sıkıntıdır.

Şişmanlık ile glukozun dengede tutulması mücadelesi diyabet tedavisinde alternatif yolların araştırılmasına neden olmuştur. Bu düşünce ile şişmanlıkla birlikte diyabeti de kontrol altına alabilecek özellikle ileri derecede şişman hastalarda fayda sağlayabilecek çeşitli cerrahi tedavi metotları geliştirilmiştir. Günümüzde bu cerrahi tedavi yöntemleri başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Uluslar arası dernekler, komiteler tarafından diyabetin cerrahi tedavisi tedavi seçenekleri içerisine alınmıştır. IDF (Uluslar arası Diyabet Federasyonu) vücut kitle endeksi (VKİ) >30 kg/m2 olan, insülin ve diğer tedavlerle kontrolü sağlanamayan hastalarda cerrahi tedavi seçeneğini önermektedir.

Özellikle şişman hastaların cerrahi tedavi ile zayıflamaları sonucu şeker düzeylerinde de önemli düşüşlerin olduğu biliniyordu. Son yıllarda sindirim sisteminde özellikle de bağırsaklarda salgılanan bir çok hormonun şekerin dengesi üzerinde etkileri olduğu anlaşıldı. Bunlar içerisinde en önemlisi olan ve bugün ilaç olarak da kullanılan glucogon like peptid-I (GLP-I) hormonu çeşitli ameliyat yöntemleri ile daha etkili hale getirilerek kan şekerinin düşürülmesini sağlamaktadır. Bazı ekipler tarafından metabolik cerrahi olarak da isimlendirilmektedir.


Sizi Arayalım


Tanı için idrar ve kanda çeşitli kimyasal testler yapılır.İdrarda şeker bulunması: Sağlıklı bir kişide idrarla şeker kaybı farkedilemeyecek düzeyde iken şeker hastalarında bu miktar fazladır ve hastalığın şiddetine göre değişir.
Çok su içme buna rağmen ağız kuruması Gittikçe artan yorgunluk durumu Yemekten sonra uyku durumu Çok yemek yemesine rağmen kilo kaybı Görmenin bulanıklaşması Yaraların iyileşmemesi İdrara çıkma alışkanlığının değişmesi
Tip 2 diyabet, normalden yüksek seyreden kan şekeri seviyesiyle karakterize, tüm vücudu stres altında tutan bir durumdur. Yüksek kan şekeri seviyesi diyabette görülen ve diyabete eşlik eden ek hastalıkların oluşumunu körüklemektedir.
Bu yazımızda şeker hastalığı ameliyatının işlemleri hakkında bilgi vereceğiz. İlk önce mide hacmi tüp mide haline getirilerek kısıtlanır. İnce bağırsağın son kısmından bir bölüm, ince bağırsağın ilk kısmının yakınına getirilerek araya yerleştirilir.
Tip 2 diyabet hastalığında diyet
Bu ameliyatla yeni bir sindirim sistemi oluşturulur. Böylece alınan besin maddeleri mideden hemen sonra ince bağırsağın son kısmıyla buluşur. Bu erken buluşma GLP-1 seviyesinde artış sağlar. Bu da erken dönem insülün salınımını düzenler.
Bir kişinin şeker hastalığı ameliyatından fayda görebilmesi için öncelikle kişilerin tip 2 diyabetli oldukları belirlenmiş olmalıdır. Bu yöntem ayrıca obez olan ya da obez olmayan hastalarda da başarılı sonuçlar sağlayabilmektedir.
Her hastanın şeker ameliyatında gördüğü fayda oranı değişkenlik gösterebilmektedir. Bu her hastanın farklı özelliklere sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Aslında bu farklılık bütün tedaviler için geçerli bir durumdur da diyebiliriz.
Cerrahi tedavi, operasyonun planlanmasından ameliyat sonrasına kadar devam eden ve uzun süre takip gerektiren bir süreçtir. Şeker ameliyatına karar verilen hasta ameliyat öncesinde amaca uygun geniş laboratuar ve radyoloji tetkiklerinden geçer.
Her ameliyat öncesinde olduğu gibi şeker hastalığı ameliyatı öncesinde de hastanın ameliyata uygunluğu kontrol edilir. Peki, bu kontrol süreci nasıldır? Ameliyat öncesinde kişi bazı testlerden geçirilir ve geniş bir ekip tarafından değerlendirilir.
İleal interpozisyon, tip 2 diyabetin etki ve işleyiş mekanizmaları araştırılıp incelenirken bu işleyiş mekanizmaları temel alınarak hastalığa özgü geliştirilen cerrahi yöntemdir. Peki, bu cerrahi yöntemde hastaya nasıl bir tedavi yöntemi uygulanır?
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .