Besinlerden Gelen Güzellik

Besinlerden Gelen Güzellik

Kim yeni bir yıla girerken gençleşmek istemez ki? Hepimiz bunu isteriz ve yeni yıl kararlarımız arasında buna yer veririz. Daha sağlıklı olmak, fazlalık kilolarımızdan kurtulmak veya daha güzel görünebilmek için almamız gereken birkaç kilo, cilt lekelerimiz, daha genç görünmek ve bunun için yapılan uygulamalar yeni yıl öncesi araştırılacaklar listemizde yer alır. Evet özellikle biz bayanlar bu durumu daha çok önemseriz. İnternette yazan pek çok yanlış bilgi bizi umutsuzluğa ve geri dönülmesi zor pek çok hataya sürükleyebilir. İşte bu yüzden işin uzmanlarından yardım alarak 2016 yılında hedeflediğimiz sağlıklı görünüme daha profesyonelce ulaşabilir ve bu durumun devamlı olmasını sağlayabiliriz. Bu yazıyı okuduğunuzda sağlıklı beslenmenin aslında bizim önemsediğimiz cilt güzelliğine nasıl da doğrudan etki ettiğini, hangi gıdaların cildimize yarar sağladığını ve bu yeni yılın ilk günlerinde yol yakınken hangi besinlere elveda dememiz gerektiğini anlatacağız.

Bilimsel açıdan baktığımızda beslenmenin belli besin öğeleriyle cildimize yararını görebiliriz bunları inceleyerek en azından işin özüne inelim ve gerçekten beslenmenin cildimize nasıl bir etkisi olduğunu beraber bir kez daha görelim.

Sağlıklı beslenme pek çok sağlık sorunundan bizi koruduğu gibi bunların önüne de geçer. Beslenme bunlarla ilintili olduğu gibi cilt güzelliği ile de ilintilidir. Yetersiz protein alımında; kuru, çatlak ve elastikiyetini kaybetmiş deri oluşur ve uzun süreli az yağ alımları egzamaya neden olur. Elzem yağ asitleri omega 3, omega 6,omega 9 doğrudan hücre yapısına ve dolayısıyla cilt yapısına girerler ve eksikliklerinde ciltleri kuru ve inflamasyona eğilimli olan kişilerde siyah ve beyaz noktalara rastlanır. Yağda çözünen A vitamini ve türevleri epitel dokunun oluşumunda ve farklılaşmasında ve cilt sağlığının devamında önemlidir ve yetersizliğinde deri lezyonlarının oluşumuna ve epitel hücrelerin keratin oluşumuna, kuruluğa, çatlaklığa dolayısıyla kanamalara ve saç kayıplarına neden olur. Retinoik asit dermiste bulunan kollajenin yıkılmasından sorumlu olan matriks metallo proteinlerine ultraviole ışınlarının ulaşımını bloke eder. Düzensiz yağ toplanması, lenfatik ve bağ dokusu bozuklukları sonucu portakal kabuğu gibi ufak çukur görünümünde selülit denilen yapı bozuklukları ortaya çıkar ve retinol bu yapının düzelmesine yardımcı olur.

E vitamini antioksidan özelliğinden dolayı hücre membran yapısındaki lipit ve lipoproteinleri dolayısıyla bütün epitel dokuyu korur. E vitaminin en etkili türevi α-tokoferoldür ve ciltte oluşan ve ileri yaşlarda daha sıklıkla görülen lipit oksidasyonu sonucu oluşan lipofusion adı verilen lekelere karşı koruyucudur. C vitamininin başlıca işlevlerinden biri ise hidroksiprolinin üretilmesidir. Bu aminoasit bağ dokusunun yapısında yer alır. Kılcal damar çeperlerinin dayanıklılığını artırmasından dolayı kanamaları, çarpma ve vurmalardan ileri gelen yara ve bereleri önler ve cilt yüzeyinin düzgünlüğünü sağlar. Deride melanin pigmantasyonunun ön maddeleri olan tirozin ve fenilalanin aminoasitlerinin metabolizmasında yer alır ve cilt renginin normal ve doğal olmasını sağlar.

Bir çok B vitamini epitel dokuda etkindir. B1 tiamin yetersizliği beri beri denilen hastalığa neden olmakta ve cilt kuru ve cansız görünüm almaktadır. Riboflavinin özellikle nisainle birlikte alınması bir çok cilt hastalığını elimine etmeye yarar sağlar. Niasinin yetersizliği ise pellagra ya yol açmakta hem deri hem de gastrointestinal bölge etkilenmektedir. Özellikle vücudun güneş gören kısımlarındaki deri renk değiştirir. B grubu vitamini olan biotin cilt, tırnak ve saç hücrelerinin oluşumunda yer alır. Yetersizliğinde dermatit oluşur. Folik asit hücre genetiğini ve çoğalmasını sağlayan deoksiribonükleik asit bazlarından timin sentezinde yer alır. Bundan dolayı cilt yaralanmalarından sonraki tedavilerde gereksinimi artar cildin sağlıklı yenilenmesi ve dönüşümünün sağlanması için elzemdir. Buralarda ki işlemini B 12 vitamini ile beraber yapar. Bakır, çinko ve c vitamini ile birlikte cildi alttan destekleyen liflerin ve elastin gelişimine yardımcı olur. Bakır cildi sıkılaştırmada ve esnekliğin sağlanmasında kullanılmaktadır. Çinko yıllardan beri cilt yaralarının iyileşmesinde kullanılır ve yetersizliğinde egzema, saç dökülmesi, tırnak problemleri ortaya çıkar. Selenyum hücreleri oksidatif strese karşı korur. İşlevini genellikle E vitamini ile birlikte yapar ve cilt kanserini önlemekte anahtar rol oynar. Güçlü bir antioksidan olan α-lipoik asit C ve E vitaminleri kadar etkilidir. Serbest radikaller tarafından hasar görmüş cilt hücrelerinin nötralize olmasına yardımcı olur. α-Lipoik asit çevre kirliliğinden ve sigara kullanımından ileri gelen cilt sorunlarına karşı da etkilidir. Dimetil aminoetanol serbest radikallere karşı etkili olan bir antioksidandır. Ciltteki serbest radikal, sigara ile güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı koruyucudur ve ayrıca güneş ve yaş lekesi olarak bilinen lipofusion oluşumunu önler. Koenzim Q K ve E vitaminlerine benzer. Cildi, serbest radikallere karşı savunucu olan E vitamini için koruyucu rol oynar. hiyaluronik asit bağ dokusunun yapısında yer alarak hücreleri bir arada tutar, suyu bağlayarak cildin yumuşak ve genç kalmasına yardımcı olur.

Beslenmeden gelen tüm bu mucizevi koruyucu, iyileştirici kimyasal maddeler cildimizi zararlı ışınlardan, oluşabilecek lekelerden, cilt hastalıklarından koruyarak daha genç ve sağlıklı bir görünüme kavuşmamıza da yardımcı olur. Beslenmemizde yapacağımız sağlıklı değişimler ve seçimler, öğünlerimize getireceğimiz düzen, günlük içtiğimiz su miktarı cildimizin daha sağlıklı ve daha dinç görünmesini sağlayarak buna ek olarak yapacağımız porsiyon kontrolü de sağlıklı bir biçimde kilo vermemize yardımcı olacak ve hem fiziksel hem de ruhsal açıdan yenilenmemizi ve gençleşmemizi sağlayacaktır. Yine belirtmemiz gerekir ki siz bu adımları atarken yanınızda size destek olacak ve sizi doğru yönlendirecek olan işin uzmanlarıyla hedefinize sağlam adımlarla yürümeli ve kendinize olan inancınızı kaybetmemelisiniz.

Tüm bu bilimsel bilgiler ışığında beslenmemizde yapmamız gereken değişiklikleri maddeler halinde sıralayalım ve siz bunları uyguladığınızda hayatımızda nelerin değişebileceğini beraber görelim.

Peki Neler Yapmalıyız?
  • Sıvı tüketimine dikkat etmeliyiz, günde yaklaşık 2,5 – 3 litreye yakın su içmeliyiz.
  • Hayvansal yağların yerine bitkisel yağları diyetimizde arttırmalı, zeytinyağının doğal olanını sofralarımızda bulundurmalıyız.
  • Kuruyemiş tüketimine dikkat etmeli günde belli miktarlarda diyetimizde bulundurmalıyız.
  • Et, tavuk, hindi gibi hayvansal gıdaların yağsız alınmasına dikkat etmeli içlerinde zaten görünmeyen yağların bulunduğunu unutmamalı ve düzenli olarak tüketmeliyiz.
  • Örnek protein olan yumurtayı kahvaltılarımıza koymalı, en azından gün aşırı tüketmeliyiz.
  • Şeker içeriği yüksek reçeller yerine daha çok besleyici değeri olan pekmez ve balı tercih etmeli ve ölçülü tüketmeliyiz.
  • Kurubaklagil tüketimine özen göstermeli haftada 1 -2 kez mutlaka tüketmeliyiz.
  • Balık tüketimine dikkat etmeli, hazırlanma ve pişirilme esnasında bizim için zararlı olacak kızartma yönteminden uzak durmalıyız.
  • Süt ve süt ürünlerinin günlük tüketimine özen göstermeli ve kilo kontrolünü sağlamak istiyorsak yağsız olanlarını tercih etmeliyiz.
  • Beyaz un ve beyaz undan yapılmış besinler yerine tahıllı unları tercih etmeli ve tüketmeliyiz.
  • Tuz tüketimini azaltmalı, yemeklerimize ekstra tuz eklememeliyiz. Ve ayrıca salamuralı besinleri diyetimizde azaltmalıyız.
  • Şekerli, çikolatalı gıdaları azaltmalı ve şeker ihtiyacımızı doğal gıdalardan sağlamalıyız. Kuru meyveler şekerli yiyecekler tüketmek istediğimizde bizi tatmin edecek ideal besinlerdir bunu unutmamalıyız.
  • Asitli ve hazır içecekleri hayatımızdan çıkarmalı daha çok su, bitki çayları, ayran, süt, taze meyve suları, mineralli su gibi içecekleri tercih etmeliyiz.
  • Meyveleri mevsiminde taze olarak tüketmeliyiz. Taze sıkılmış meyve sularını uzun süre bekletmemeli mümkünse sıkıldığı gibi tüketmeli ve böylelikle vitamin kayıplarının çoğalmasını engellemeliyiz.
  • Mevsimine uygun sebzeleri tüketmeli ve sofralarımızda taze hazırlanmış salatalarımızı mutlaka bulundurmalıyız.

Yapacağınız sağlıklı değişimlerle cildinizin nasıl yenileneceğini öğrendiğinize göre artık değişim zamanı diyebiliriz. Yeni yılın bu ilk günlerinde yepyeni adımlar atmak için önce mutfağınızdan başlayın ve doğru besinleri ölçülü miktarda tercih edin. Size uygun en doğru porsiyonları diyetisyeninizden öğrenin ve bunun yanında unutmayın ki bu saydıklarımız her hangi bir hastalık durumunda kısıtlanabilir veya diyetten çıkartılabilir. Eğer var olan bir sağlık sorununuz varsa yine diyetisyeninizden yardım alarak profesyonelce ilerleyin ve hedeflerinize daha sağlam adımlarla ulaşın.


Sizi Arayalım


Yılbaşı gecesinde abartılı yiyecek ve içecek tüketiminde bulunduysak neler yapabiliriz?
Kilo artışı ve aniden soğuyan havaları beraberinde getiren kış mevsiminde nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz ?
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice Marangoz Ramazan ayının ardından karşılayacağımız bayramı sağlıklı tercihler yaparak geçirmenizin sağlığınız üzerindeki önemini vurguladı
Diyetisyenimiz Hatice Marangoz'dan yaza nasıl hazırlanmamız gerektiği ile ilgili bir birinden önemli 7 bilgi
Sağlığa olan pek çok faydası nedeniyle su içmenin önemli olduğu her zaman söylenir, ancak bunu ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Yaz ayları yaklaşırken ilk akla gelen şeylerden biri fazla kilolardan kurtulmak oluyor. Ancak kilo verme telaşıyla yapılan yanlış diyetler hem kalıcı bir çözüm vermez hem de ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.
Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan bir süt grubu içeceği olarak biliniyor. Sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu gerçekleşmesiyle oluşan kefir, zengin içeriğinden ve bağışıklıktan, hücre yenilenmesine,
Sabah uyandığınızda su içmenin 90 dakika içinde metabolizmayı %24 hızlandırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Güne su ile başlayarak metabolizma hızlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasına destek olacaktır.
Bağışıklık sisteminizi beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle güçlendirin. Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojen (bakteri, virüs vb.) ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.
Okul çağı çocukları denilen dönem 6–10 yaş arasıdır. Bu yaş grubu çocuklarda da sağlıklı beslenme ilkeleri esas alınır. Yetişkinler sağlıklı besinleri diyetlerine daha kolay eklerken bu dönemdeki çocuklara sağlıklı besinleri kabul ettirmek zordur.
Gemi adamları oruç tutarken meyve tüketimini kesinlikle atlamamaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğün tamamlanmalı ve sahur öğünü atlanmamalı.
Galata Tıp Merkezi olarak beslenmenin anne karnından başlayarak yaşam boyu devam ettiğini biliyoruz. Bu yüzden yaşam kalitenizin devamlılığına katkı sağlamak başlıca hedefimizdir. Bu yönde uzman kadromuz çalışmalarıyla size yardımcı olmaya hazırdır.
Hamilelik sonrasında anneler, sağlıklı kilo vermek için yeterli sıvı tüketimine ve yeterli uykuya dikkat edilmesinin yanı sıra düzenli aralıklarla fiziksel aktivitelerini aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca stresten de uzak durmaları önerilmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise sıvı tüketimidir.
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği olarak yaz aylarına yaklaşırken bu aylarda ‘Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Hangi besinlerden uzak durmalıyız? Öğünlerimizi nasıl planlamalıyız?’ gibi merak edilen soruları sizler için yanıtladık.
Galata Tıp Merkezi olarak danışanlarımızın gebelik sürecini en iyi şekilde geçirmelerini ve hem gebelikte hem de gebelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayıp, beslenmeyle ilgili her hangi bir sağlık sorunun oluşmamasına yardımcı oluyoruz.
İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayat kalitesini artırması için besin öğelerinin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.Bu öğelerin birinin eksikliği veya fazlalığı durumunda büyüme engellenir.
Mevsim geçiş dönemlerinde değişen hava şartları insan sağlığını ve hayat temposunu etkilemektedir. Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlamış olan metabolizmanın baharın gelmesiyle birlikte bu değişime ayak uyduramamasından kaynaklanır.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .