Alzheimer Hastalığı ve Beslenme

Alzheimer Hastalığı ve Beslenme

Alzheimer hastalığı (AH), nöral yapılarda hücre kaybıyla karakterize, ilerleyici bir hafıza kaybı tablosudur. AH’da bilinen en önemli risk faktörü yaşın ilerlemiş olmasıdır. Ayrıca kardiyovasküler hastalıkların risk faktörlerinden olan obezite, hipertansiyon, hiperkolesterolemi, diyabet, alkol ve sigara kullanımı ile düşük fiziksel aktivitenin de AH riskini artırdığı bilinmektedir.

Beyinde en fazla bulunan yağ asidi olan dokozahekzaenoik asidin (DHA) sinirsel ve görsel beyin işlevlerinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Alzheimerlı hastaların plazma ve beyindeki omega-3 yağ asidi düzeylerinin sağlıklı bireylere göre anlamlı derecede düşük olduğu hatta besinlerle DHA alımının artmasıyla AH riskinin azaldığı bildirilmektedir. DHA’nın en iyi kaynağı deniz balıkları ve yosundur. Yapılan birçok epidemiyolojik çalışmada balık tüketimi ve omega-3 yağ asitlerinin AH’dan koruyucu olduğu gösterilmiştir. Yapılan bir çalışmada ise haftada en az 1 kez balık tüketiminin AH gelişim riskini %60 oranında azalttığı bulunmuştur.

Antioksidanların beyni oksidatif ve inflamatuvar hasardan koruduğu ve besinlerle alınan E ve C vitaminlerinin AH riskini azalttığı bildirilmektedir. Ayrıca B12 vitamini ve folik asit eksikliğinde plazma homosistein konsantrasyonları yükselmekte ve bu durum nöral hücreler için toksik etki yaratmaktadır. Bu nedenle AH’lı bireyler B12 ve folik asit alımlarına da dikkat etmelidir. Polifenoller meyve, sebze, çiçek ve otların içeriğinde bulunmaktadır. En zengin kaynakları çay, meyve suyu ve şaraptır. Polifenollerin zengin kaynağı olan meyve ve sebzelerin haftada 2-3 kez tüketilmesinin AH riskini azalttığı ve hastalığın başlangıcını geciktirebileceği bilinmektedir.

AH den korunmak için günlük yeterli miktarda enerji almalı kilo kontrolünü sağlamalıyız, yeterli miktarda meyve ve sebze tüketmeliyiz, diyetimizde hayvansal yağları azaltmalı – bitkisel kaynaklı yağları arttırmalıyız, zeytin yağını diyetimizde mutlaka bulundurmalıyız. Hayvansal gıdaların tüketimini sınırlandırmalı günlük alınan kolesterol seviyesini dengede tutmalıyız. Günlük Haftada en az 1 - 2 kez balık tüketmeliyiz. Günlük tuz tüketimine dikkat etmeli yemeklerde ekstra tuz kullanmamalıyız, Günlük sıvı tüketimine dikkat etmeli ez az 2,5 litre su tüketmeliyiz. Sigara içiyorsak mümkünse bırakmalı ya da en aza indirmeliyiz. Düzenli fiziksel aktivite yapmalıyız. Doymuş yağ asitleri ile zengin gıdaların, yüksek enerjili diyetlerin, fazla alkol tüketiminin AH riskini arttırdığını unutmamalı riskli besinleri diyetimizden çıkarmalıyız.


Sizi Arayalım


Yılbaşı gecesinde abartılı yiyecek ve içecek tüketiminde bulunduysak neler yapabiliriz?
Kilo artışı ve aniden soğuyan havaları beraberinde getiren kış mevsiminde nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz ?
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice Marangoz Ramazan ayının ardından karşılayacağımız bayramı sağlıklı tercihler yaparak geçirmenizin sağlığınız üzerindeki önemini vurguladı
Diyetisyenimiz Hatice Marangoz'dan yaza nasıl hazırlanmamız gerektiği ile ilgili bir birinden önemli 7 bilgi
Sağlığa olan pek çok faydası nedeniyle su içmenin önemli olduğu her zaman söylenir, ancak bunu ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Yaz ayları yaklaşırken ilk akla gelen şeylerden biri fazla kilolardan kurtulmak oluyor. Ancak kilo verme telaşıyla yapılan yanlış diyetler hem kalıcı bir çözüm vermez hem de ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.
Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan bir süt grubu içeceği olarak biliniyor. Sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu gerçekleşmesiyle oluşan kefir, zengin içeriğinden ve bağışıklıktan, hücre yenilenmesine,
Sabah uyandığınızda su içmenin 90 dakika içinde metabolizmayı %24 hızlandırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Güne su ile başlayarak metabolizma hızlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasına destek olacaktır.
Bağışıklık sisteminizi beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle güçlendirin. Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojen (bakteri, virüs vb.) ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.
Okul çağı çocukları denilen dönem 6–10 yaş arasıdır. Bu yaş grubu çocuklarda da sağlıklı beslenme ilkeleri esas alınır. Yetişkinler sağlıklı besinleri diyetlerine daha kolay eklerken bu dönemdeki çocuklara sağlıklı besinleri kabul ettirmek zordur.
Gemi adamları oruç tutarken meyve tüketimini kesinlikle atlamamaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğün tamamlanmalı ve sahur öğünü atlanmamalı.
Galata Tıp Merkezi olarak beslenmenin anne karnından başlayarak yaşam boyu devam ettiğini biliyoruz. Bu yüzden yaşam kalitenizin devamlılığına katkı sağlamak başlıca hedefimizdir. Bu yönde uzman kadromuz çalışmalarıyla size yardımcı olmaya hazırdır.
Hamilelik sonrasında anneler, sağlıklı kilo vermek için yeterli sıvı tüketimine ve yeterli uykuya dikkat edilmesinin yanı sıra düzenli aralıklarla fiziksel aktivitelerini aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca stresten de uzak durmaları önerilmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise sıvı tüketimidir.
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği olarak yaz aylarına yaklaşırken bu aylarda ‘Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Hangi besinlerden uzak durmalıyız? Öğünlerimizi nasıl planlamalıyız?’ gibi merak edilen soruları sizler için yanıtladık.
Galata Tıp Merkezi olarak danışanlarımızın gebelik sürecini en iyi şekilde geçirmelerini ve hem gebelikte hem de gebelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayıp, beslenmeyle ilgili her hangi bir sağlık sorunun oluşmamasına yardımcı oluyoruz.
İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayat kalitesini artırması için besin öğelerinin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.Bu öğelerin birinin eksikliği veya fazlalığı durumunda büyüme engellenir.
Mevsim geçiş dönemlerinde değişen hava şartları insan sağlığını ve hayat temposunu etkilemektedir. Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlamış olan metabolizmanın baharın gelmesiyle birlikte bu değişime ayak uyduramamasından kaynaklanır.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .