Doğru Besin, Doğru Miktar, Az Stres

Doğru Besin, Doğru Miktar, Az Stres

Her zaman görmezden geldiğimiz; üstüne perdeler kapattığımız aslında neredeyse tüm hastalıkların altında yatan beklide çağımızın en büyük hastalık etmeni stres! Nedir peki stres?

Kişinin kendini tehdit veya baskı altında algıladığında verdiği fiziksel, duygusal, zihinsel ve davranışsal tepkilerin hepsidir.

Her insanda stres kaynağı farklı etmenler olabilir, aslında. Kişinin korkuları, yaşam biçimleri, maddi durumları, sürekli içinde bulunduğu ortam, çalışma alanı stres etmeni olabilir. Aslında stres sadece başımızdan geçen kötü olaylarda çıkmaz.Bazen bizim için çok mutluluk verici olarak gördüğümüz evlilik, hamilelik, işimizde terfi, katıldığımız bir sınavda başarılı olma bizim için stres etmeni olabilir.

Aslında zaten günlük hayatımıza baktığımızda hepimiz bir çok stres faktörüyle iç içe yaşamaktayız. Gürültü, trafik yoğunluğu, zaman sıkıntımız, işimiz bunlardan sadece birkaç etmeni oluşturmaktadır.

Stres faktörümüz ne olursa olsun bedenimiz strese karşı tepki gösterecek şekilde planlanmıştır. Eğer stres faktörleriyle doğru yöntemlerle mücadele edersek stres oluşumunu engelleyebiliriz, tabi ki bunun için biraz kendimize vakit ayırıp,gergin olduğumuzu kabul etmemiz, kendimizin farkına varmamız gerekir.

Stresin sadece kendimize zarar verdiğini unutmayıp küçük küçük olabildiğince derin nefes almak aslında strese yol açan faktörlere karşı alabileceğimiz en iyi önlemlerden biridir

Günün yorgunluğuna karşı, çalışma hayatımızdaki stres etmenlerine karşı en büyük önlemlerden biride fiziksel aktivitemizi arttırmak,düzenli olarak nefes egzersizleri, spor yapmaktır. Çünkü spor yaparken kontrollü bir şekilde nefes alıp vermemiz, hem beynimize daha fazla oksijen gitmesini sağlayacak hem de kilo kontrolümüzü sağlamakta bize yardımcı olacaktır.

Yaptığımız fiziksel aktivite boyunca sadece burundan nefes almak hücrelerimize daha fazla oksijen ulaştırıp, rahatlamamıza iyi hissetmemize neden olurken, aynı yöntemle yağ yakımını da arttırabilmemiz mümkündür. Çünkü yağların yana bilmesi için fazla oksijen gerekmektedir.

Eğer düzenli bir spor faaliyetine katılıp yapamıyorsak, deniz kenarında yada ormanlık alanda haftada iki veya üç kez yapacağımız kısa ve keyifli yürüyüşler bizim stresimizi alıp götürecek, kendimizi yenilenmiş hissettirecektir.

Sadece fiziksel aktivite tabi ki de yeterli değildir. Stres faktörlerinden korunmanın başlıca yollarından biride ruhumuzu ve bedenimizi doğru beslemektir.

Ruhumuzu; umutla,kendimize günlük planlar çıkararak, stres altında olduğumuzun bilincinde olarak, arada kendimize zaman ayırıp kendimizi dinleyerek besleyebiliriz. Peki ama ya bedenimizi nasıl beslemeliyiz?, işte bizim işimiz orda başlıyor.

İnsanlar stresli olduklarında daha fazla yemek yemek isterler, çoğu zaman stres altındayken kendimizi buzdolabının önünde buluruz. Nedense her zaman şeker oranı yüksek yiyecekleri tüketmeyi isteriz. Çünkü bu yiyecekler mutluluk hormonumuzun yükselmesine neden olur ve kendimizi geçici bir süre rahatlamış hissederiz, sonra gene tabi ki de aynı yerdeyiz, buzdolabının başında.Çünkü bu yiyecekler bizde uzun süreli bir etki bırakamazlar.

Aslında buzdolabı nöbetlerimiz, sık sık yeme, kötü beslenme isteğimiz sağlığımızı kalıcı bir şekilde bozmakla kalmaz, var olan stresimizin daha da artmasına neden olur.

Günümüzde var olan stresimizin aslında daha da artmasına yol açan etmenlerden biride fast food beslenmek, hazır ürünler kullanmaktır.

Hemen hemen hepimiz zaman kısıtlılığından yada bekar yaşadığımızdan dolayı evimizde yemek yapamadığımızdan yakınırız. Oysaki bu sadece bir bahanedir, artık yüzlerce restaurantta ev yemekleri çıkıyor en azından ızgara etli, tavuklu, balıklı bol sebzeli salatalara artık rahatlıkla ulaşabiliyoruz.

Aldığımız her fast food besin vücudumuza trans yağların girmesine katkı maddelerinin girmesine neden oluyor, dolayısıyla vücudumuzda kötü maddeler biriktirip sağlığımızı bozarken, stresimiz yoksa bile stres oluşumuna neden oluyoruz.

Dışar da yemek yediğimizde fast food yiyecekler yerine sebzeler,yağsız etler tüketerek vücudumuza antioksidan denen bizim hücrelerimizin içindeki hasarı azaltan maddeler almamıza neden oluruz, buda kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Çünkü uzun süreli stres altında yüksek tansiyon hastası olma ihtimalimiz, kalp krizi geçirme riskimiz artar. Aynı şekilde hızlanan solunumla daha fazla kanserojen madde almış oluruz, hele ki sık sık kendimizi atıştırırken buluyorsak.

Stres aynı zamanda sindirim sistemimizi yavaşlatır. Buna bağlı olarak hazımsızlık, şişkinlik, ishal, kabızlık, sıkıntı, kramp şikayetleri oluşur.

Hormonlarımızdansa kortizol ve kolesterolü arttırır. Kortizol hormonu yağ hücrelerindeki enerji kullanılsın diye salınırken, bizde kalp damar hastalıklarına, protein kaybına, bağışıklık sistemimizin çökmesine neden olur. Ayrıca insülin hormonuna da etkir ve şeker hastalığı riski, hipoglisemiye neden olabilir. Yine stres, troid hormonunun artmasını sağlar buda bizi daha çok sinirli yapar ve uyku sorununa neden olur.

Bütün bunlar olurken yapacağımız en önemli başlangınç bağışıklık sistemimizi güçlendirmektir. Güçlü beden, güçlü zihin, daha az stres; o zaman vitamin C depolamaya başlayalım

Böylelikle kortizol seviyemizin normale dönüşmesine yardımcı oluruz. Bol portakal, mandalina limon tüketmekte fayda var.

Stres altındayken daha az uyumamız nedeniyle kafeini azaltmakta da fayda var, günde iki fincan çay veya kahveyi geçmesek mesela.

Yemek yediğimiz ortamda bizim için önemlidir. Ortamın oksijen miktarının yüksek, temiz ve açık renkli olması bizi rahatlatacaktır.

Aslında her insanın vücuduna etki eden farklı stres faktörü vardır ve onu yenmek içinde farklı besine ihtiyacı vardır, zaten herkesin duyarlılığının olduğu besin ayrıdır, aslında doğru besin herkes için değişir.

Biz Galata Tıp Merkezi olarak bu yüzden hastalarımıza 20-25 dakikalarını alacak bir test uyguluyoruz. Bir kulaklık takıyoruz, elektronlar yardımıyla beyindeki sinyalleri gözlemliyoruz. Bu testin en güzel yanıysa kan alınmadan,ağrısız şekilde yapılıyor olmasıdır. Sistem otomatik olarak kişinin geçmişte geçirdiği tüm hastalıkları ve hastalıkları bölgeleri bize gösteriyor. Ayrıca kişi 5 yıl içinde hangi hastalıkları geçirebilir bunları da görüyoruz. Aynı sistemle besin intolerans(duyarlılık) testide yapmış oluyor, kişinin hangi besinlere karşı sorunu olduğunu,hangi besinlerin onda stres yarattığını da görüyoruz. Testimiz kişinin stres ve korkularını da bize tek tek söylüyor. Neye karşı kişi stres duyuyorsa, annesi, işi, yalnızlığı, kilo kontrolü ve her şey görülüyor. Biz bu testle aslında her şeyin önlemini almış oluyoruz.

Biz hastada beslenme programı uygularken, kişiye özel olmasına dikkat ediyoruz, testimizin sonuçlarında çıkan besinler, diyet yazılmaya başlamadan tutulan yiyecek günlüğü, kişinin damak zevki ve alışkanlıkları bizim için hep göz önündedir.

Unutmayalım ki besinler bizim en zararsız en masum ilaçlarımızdır, tabi ki bu doğru besini doğru miktarda ve doğru şekilde tükettiğimiz taktirde. Bu şekilde beslenirsek göreceksiniz ki artık çok daha zinde çok daha sağlıklı bir bedene ve ruha sahipsiniz.

 

 

   


Sizi Arayalım


Yılbaşı gecesinde abartılı yiyecek ve içecek tüketiminde bulunduysak neler yapabiliriz?
Kilo artışı ve aniden soğuyan havaları beraberinde getiren kış mevsiminde nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz ?
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice Marangoz Ramazan ayının ardından karşılayacağımız bayramı sağlıklı tercihler yaparak geçirmenizin sağlığınız üzerindeki önemini vurguladı
Diyetisyenimiz Hatice Marangoz'dan yaza nasıl hazırlanmamız gerektiği ile ilgili bir birinden önemli 7 bilgi
Sağlığa olan pek çok faydası nedeniyle su içmenin önemli olduğu her zaman söylenir, ancak bunu ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Yaz ayları yaklaşırken ilk akla gelen şeylerden biri fazla kilolardan kurtulmak oluyor. Ancak kilo verme telaşıyla yapılan yanlış diyetler hem kalıcı bir çözüm vermez hem de ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.
Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan bir süt grubu içeceği olarak biliniyor. Sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu gerçekleşmesiyle oluşan kefir, zengin içeriğinden ve bağışıklıktan, hücre yenilenmesine,
Sabah uyandığınızda su içmenin 90 dakika içinde metabolizmayı %24 hızlandırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Güne su ile başlayarak metabolizma hızlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasına destek olacaktır.
Bağışıklık sisteminizi beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle güçlendirin. Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojen (bakteri, virüs vb.) ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.
Okul çağı çocukları denilen dönem 6–10 yaş arasıdır. Bu yaş grubu çocuklarda da sağlıklı beslenme ilkeleri esas alınır. Yetişkinler sağlıklı besinleri diyetlerine daha kolay eklerken bu dönemdeki çocuklara sağlıklı besinleri kabul ettirmek zordur.
Gemi adamları oruç tutarken meyve tüketimini kesinlikle atlamamaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğün tamamlanmalı ve sahur öğünü atlanmamalı.
Galata Tıp Merkezi olarak beslenmenin anne karnından başlayarak yaşam boyu devam ettiğini biliyoruz. Bu yüzden yaşam kalitenizin devamlılığına katkı sağlamak başlıca hedefimizdir. Bu yönde uzman kadromuz çalışmalarıyla size yardımcı olmaya hazırdır.
Hamilelik sonrasında anneler, sağlıklı kilo vermek için yeterli sıvı tüketimine ve yeterli uykuya dikkat edilmesinin yanı sıra düzenli aralıklarla fiziksel aktivitelerini aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca stresten de uzak durmaları önerilmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise sıvı tüketimidir.
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği olarak yaz aylarına yaklaşırken bu aylarda ‘Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Hangi besinlerden uzak durmalıyız? Öğünlerimizi nasıl planlamalıyız?’ gibi merak edilen soruları sizler için yanıtladık.
Galata Tıp Merkezi olarak danışanlarımızın gebelik sürecini en iyi şekilde geçirmelerini ve hem gebelikte hem de gebelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayıp, beslenmeyle ilgili her hangi bir sağlık sorunun oluşmamasına yardımcı oluyoruz.
İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayat kalitesini artırması için besin öğelerinin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.Bu öğelerin birinin eksikliği veya fazlalığı durumunda büyüme engellenir.
Mevsim geçiş dönemlerinde değişen hava şartları insan sağlığını ve hayat temposunu etkilemektedir. Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlamış olan metabolizmanın baharın gelmesiyle birlikte bu değişime ayak uyduramamasından kaynaklanır.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .