0-12 Bebelik Döneminde Beslenme

0-12 Bebelik Döneminde Beslenme

Galata Tıp Merkezi olarak yaşamın bu önemli yıllarında bebeklerin en sağlıklı şekilde beslenmesini önemsiyoruz. Beslenme alışkanlığının yavaşça oluştuğu bu dönemde beslenme yetersizliğinden kaynaklı oluşabilecek pek çok sağlık sorununun önüne geçebilmeyi, bebeğinizde yanlış beslenme alışkanlıklarının oluşumunu engellemeyi hedefliyoruz. Galata Tıp Merkezi olarak biliyoruz ki sağlıklı beslenmenin temellerinin atıldığı bu dönemdeki yeterli ve dengeli beslenme bebeğinizi ileriye dönük koruyacak ve gelişimine en iyi şekilde katkı sağlayacaktır.

Dünya sağlık örgütü 0 – 1 yaş dönemindeki bebeklere beslenme, büyüme – gelişmenin sağlanması, ileri dönemde sağlığın korunabilmesi için ilk 6 ay sadece anne sütü, ondan sonraki dönemde anne sütü ile birlikte zamanında, yeterli ve uygun türden tamamlayıcı besinler önermektedir.

Anne sütü ilk 2 yılda bebeğin sağ kalım güvencesidir. Anne sütündeki proteinler, büyüme için gerekli aminoasitleri sağlamanın yanında, sindirimin en iyi şekilde olmasını, patojenlere karşı savunmayı ve doku olgunlaşmasını sağlar. Anne sütü yüksek miktarda laktoz içerir. Laktoz kalsiyum emilimini arttırır, bebeklerin merkezi sinir sistemi için gerekli olan maddelerin yapısına giren galaktozu bol miktarda sağlar ve bağırsakta faydalı bakterilerin üremesine yardımcı olur. Özellikle A ve C vitaminleri inek sütüne kıyasla anne sütünde daha yüksektir. İnek sütünde bulunan ve alerjen bir protein olan beta laktoglobülin anne sütünde yoktur. Anne sütü içerdiği maddeler nedeniyle bebeği besin alerjisinden korur. Pek çok hormonun yapımında kullanılan ve büyüme için esansiyel olan yağ asitleri içeriği anne sütünde fazladır. Demirden zengin besinlerden gelen demirin emilimi yaklaşık % 10 civarında iken anne sütünün içerdiği demirin emilimi yaklaşık % 50 oranındadır. Büyüme ve gelişme için çok önemli bir mineral olan çinkonun da anne sütündeki emilim oranı yüksektir.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal ve zatürre başta olmak üzere bir çok enfeksiyon hastalıkları daha az görülür. Obezite ve kardiovasküler hastalıklar, ilk yıllarda görülen astım, insüline bağımlı diyabet, lenfoma gibi hastalık riskleri daha düşüktür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde pişiklere daha az rastlanır. Ayrıca emzirme anne – çocuk arasındaki psikolojik bağı güçlendirir. Bu durum bebekte güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Anne sütü alan bebekler daha mutludur. Bunun yanı sıra bebek için bu kadar koruyucu olan anne sütü anneyi de bir çok sağlık sorunundan korur. Emziren kadınlarda; anemi, erken göğüs kanseri, over kisti,ileri yaşta kemik hastalıkları riski daha azdır.

Anne ve bebekte emzirmeye ve emmeye engel olacak özel durumlar dışında doğumdan itibaren bebeklere 0 – 6 ay boyunca tek başına anne sütü verilmeli ve bu süre içinde bebeklere su dahil hiçbir ek besin verilmemelidir.

6 – 12 aylık dönemde bebeğe anne sütüne ek olarak verilen besinlere tamamlayıcı besinler denir. Bu dönem beslenme açısından oldukça hassas bir dönemdir. Ek besinlere 6. Ayda başlanmasının nedenleri; Bebeğin artan besin gereksiniminin yalnızca anne sütü ya da hazır mamalarla karşılanamaması, doğumda sağlanan demir ve çinko depolarının tükenmesi, çiğneme ve konuşma kaslarının gelişimine katkıda bulunmak, ileri dönemde iyi bir beslenme alışkanlığı kazandırmak için tamamlayıcı besinler verilir. Tamamlayıcı besinlerin başlanabilmesi için bebeğin, fizyolojik ve psikolojik yönlerden gelişmiş olması gerekir. Bebeğin tamamlayıcı besinlere hazır olduğunu gösteren 2 önemli işaret vardır. Bunlar bebeğin desteksiz oturması ve itme refleksinin kaybolmasıdır.

Tamamlayıcı besinler bebeğin canlı olduğu, çok aç ya da çok tok olmadığı bir zamanda, bebeğe ve anneye uyan bir saatte, ve ailenin öğünlerinden birinde başlanır. Ve böylece bebek beslenmenin sosyal bir olay olduğu izlenimini edinir.

Elma, şeftali püresi, pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi, yoğurt, sebze püresi ilk başlanacak tamamlayıcı besinlerdir. Pirinç unu allerjenitesi az, proteini düşük ve gluten içermediği için ilk tercih edilen besinler arasındadır. Bekletilme süresine bağlı olarak sebze ve meyve pürelerinde vitamin ve mineral kayıpları olmaktadır. Bu nedenle pürelerin günlük hazırlanması ve tüketilmesi önemlidir. Genellikle sabah: kahvaltı kuşluk: meyve püresi öğle: sebze püresi ikindi: yoğurt akşam: muhallebi şeklinde öğünler oluşturulur.

6 – 12 aylık dönemde bebeklerin demir gereksinimleri artar. Bu nedenle tamamlayıcı besinlerin içeriğinin demirden zengin olmasına dikkat edilmelidir. Karaciğer, kırmızı et, tavuk etinin beyaz olmayan kısımları demirden zengin hayvansal gıdalardır. Karaciğerin demir içeriği yüksek olması nedeniyle haftada 1 kez 1- 2 köfte büyüklüğünde verilebilir. Yumurta sarısı, kurubaklagiller demirden zengin ancak hayvansal kaynaklı diğer besinlere nazaran emilimleri daha düşüktür. Demir emilimini arttırmak için c vitamininden zengin domates, turunçgiller, sivri biber gibi besinlerle tüketilmesi gerekmektedir.

Tamamlayıcı besinlerin hazırlanışı aylara göre değişmektedir. 6 -7 aylık dönemde iyi ezilmiş püre kıvamında, 7 – 9 aylık dönemde pütürlü, 9 – 12 aylık dönemde ufak parçalar halinde kıyılmış besinler verilir ve bu dönemde bebekler parmakla yenen yiyeceklerden hoşlanırlar, 12 – 15 aylık dönemde ekmek, kraker, dilimlenmiş meyveler ve sebzeler öğünlerinde bulunmalıdır.

0 – 1 aylık dönmede bebeğin günlük süt gereksiniminin tümünün inek sütüyle karşılanması önerilmez. Çünkü bu dönemde bağırsak geçirgenliği fazladır. Bu nedenle inek sütü alerjisi diğer dönemlere göre daha sık görülür. İlk 12 ayda inek sütü kullanımından kaçınılmalıdır. İnek sütünün yoğurt ya da muhallebi biçiminde tüketilmesi sindirim sistemi için daha az sorun oluşturmaktadır. Yine ilk 12 ayda inek sütüne ek olarak bazı besinlerin bebeklerin beslenmesinden çıkarılması gerekir. Bu besinler; az pişmiş yumurta, pastörize edilmeyen sütten yapılmış peynir, hazır besinler, çay- kahve-kola – gazoz türü içecekler, fındık- ceviz- badem gibi kuruyemişler, kızarmış patates, cips, bal gibi besinlerdir. Ayrıca bebeklerin besinlerine tuz ve şeker eklenmesi yapılmamalıdır. Çünkü şeker şişmanlamaya ve diş çürüklerine zemin hazırlar, tuz ise; bebeği susatır, dehidratasyona neden olur ve böbreklere zarar verir.


Sizi Arayalım


Yılbaşı gecesinde abartılı yiyecek ve içecek tüketiminde bulunduysak neler yapabiliriz?
Kilo artışı ve aniden soğuyan havaları beraberinde getiren kış mevsiminde nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz ?
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice Marangoz Ramazan ayının ardından karşılayacağımız bayramı sağlıklı tercihler yaparak geçirmenizin sağlığınız üzerindeki önemini vurguladı
Diyetisyenimiz Hatice Marangoz'dan yaza nasıl hazırlanmamız gerektiği ile ilgili bir birinden önemli 7 bilgi
Sağlığa olan pek çok faydası nedeniyle su içmenin önemli olduğu her zaman söylenir, ancak bunu ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Yaz ayları yaklaşırken ilk akla gelen şeylerden biri fazla kilolardan kurtulmak oluyor. Ancak kilo verme telaşıyla yapılan yanlış diyetler hem kalıcı bir çözüm vermez hem de ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.
Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan bir süt grubu içeceği olarak biliniyor. Sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu gerçekleşmesiyle oluşan kefir, zengin içeriğinden ve bağışıklıktan, hücre yenilenmesine,
Sabah uyandığınızda su içmenin 90 dakika içinde metabolizmayı %24 hızlandırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Güne su ile başlayarak metabolizma hızlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasına destek olacaktır.
Bağışıklık sisteminizi beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle güçlendirin. Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojen (bakteri, virüs vb.) ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.
Okul çağı çocukları denilen dönem 6–10 yaş arasıdır. Bu yaş grubu çocuklarda da sağlıklı beslenme ilkeleri esas alınır. Yetişkinler sağlıklı besinleri diyetlerine daha kolay eklerken bu dönemdeki çocuklara sağlıklı besinleri kabul ettirmek zordur.
Gemi adamları oruç tutarken meyve tüketimini kesinlikle atlamamaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğün tamamlanmalı ve sahur öğünü atlanmamalı.
Galata Tıp Merkezi olarak beslenmenin anne karnından başlayarak yaşam boyu devam ettiğini biliyoruz. Bu yüzden yaşam kalitenizin devamlılığına katkı sağlamak başlıca hedefimizdir. Bu yönde uzman kadromuz çalışmalarıyla size yardımcı olmaya hazırdır.
Hamilelik sonrasında anneler, sağlıklı kilo vermek için yeterli sıvı tüketimine ve yeterli uykuya dikkat edilmesinin yanı sıra düzenli aralıklarla fiziksel aktivitelerini aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca stresten de uzak durmaları önerilmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise sıvı tüketimidir.
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği olarak yaz aylarına yaklaşırken bu aylarda ‘Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Hangi besinlerden uzak durmalıyız? Öğünlerimizi nasıl planlamalıyız?’ gibi merak edilen soruları sizler için yanıtladık.
Galata Tıp Merkezi olarak danışanlarımızın gebelik sürecini en iyi şekilde geçirmelerini ve hem gebelikte hem de gebelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayıp, beslenmeyle ilgili her hangi bir sağlık sorunun oluşmamasına yardımcı oluyoruz.
İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayat kalitesini artırması için besin öğelerinin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.Bu öğelerin birinin eksikliği veya fazlalığı durumunda büyüme engellenir.
Mevsim geçiş dönemlerinde değişen hava şartları insan sağlığını ve hayat temposunu etkilemektedir. Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlamış olan metabolizmanın baharın gelmesiyle birlikte bu değişime ayak uyduramamasından kaynaklanır.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .