Panik Atak ve Panik Bozukluk Nedir?

Panik Atak ve Panik Bozukluk Nedir?

Panik atak, kişinin yaşadığı bir durumken, panik bozukluk, tekrarlatıcı panik atakların olduğu, insanı yeri geldiğinde günlük yaşamından uzaklaştırabilen ciddi bir rahatsızlıktır.

Günümüzde insanlar kontrol etmekte zorlandıkları her durumu panik atak olarak tanımlasalar da “paniklemek” ile  “panik atak” birbirinden farklı şeylerdir. Her “panik atak” da “panik bozukluk” olarak sonuçlanmayabilir.

Panik Atak ve Panik Bozukluk Nasıl Ortaya Çıkar?

Panik atak, bazen tetikleyen bir nesne veya durumla başlayan bazen de hiçbir şeye gerek duymadan ortaya çıkabilen, aşırı kaygılı, korku dolu, insanın aklını yitireceğini, kontrolünü kaybedebileceğini zannettiği ve mantıklı bir yaklaşımla herhangi bir terapi sürecinden geçmeden kendi kendini sakinleştiremediği sıkıntılı bir zaman dilimidir. Genellikle 10-30 dakika sürer. Nadiren bir saate kadar uzar ve bazen de geçtikten sonra ertesi güne kadar süren bir bitkinlik hali bırakır. Bu dakikalar ağırlaştığında,  insana,  yaşamayanın anlayamayacağı çok sıkıntılı zamanlar yaşatır.

Panak Atak ve Panik Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Fiziksel ve ruhsal belirtileri sıralarsak:  Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi, nefes alıp vermede zorluk, boğulma hissi çarpıntı, kalp krizi geçiriyormuş hissi, terleme, üşüme, titreme, bulantı, kusma, kontrolü kaybetme endişesi, kendinin yada çevresindekilerin değiştiğini hissetme ve ölüm korkusundan bahsedilebilir. Bunlardan en az dördünün olması, organik başka bir sorunun da bulunamadığı durumlarda, panik atak tanısı koyulması için yeterlidir.

Fiziksel belirtiler atak sırasında fazlasıyla ağır bastığından hastalarımız bir psikiyatrla karşılaşmadan önce uzun zaman diğer hekimlik branşlarına başvururlar. Uzun zaman, acil servislerde durumu açıklayıcı herhangi bir sebep bulunmadan sakinleştirici bir tedavi sonrası hastanın evine gönderilmesi ya da bir psikiyatrın görmesi tavsiye edilmesine rağmen hastanın bu muayeneye yaklaşmaması ile geçer. Böylece,  bir psikiyatrın bir ay önce başlamış bir panik bozukluk görme olasılığı ne yazık ki çok tüksek değildir.

Çoğu zaman tetikleyici bir sebeple de başlayabilir ya da uzun süreden beri devam eden hafif ansiyeteli bir yaşamın sonucunda da gelişebilir. Hayatında kontrol hevesli bir yaklaşımı olan kişilerde ortaya çıkma olasılığı daha yüksek olabilir. Hastalar tedavi süreçlerini de kendileri kontrol etmeye çalıştıklarından rahatsızlık dirençli hal alabilir. Ya da iyileşme hissi yakalandığı gibi tedavi hekime danışılmadan kesildiği zaman tekrarlama olasılığı yüksektir.

Rahatsızlık hastanın ihtiyaç duyabileceği yardımı alamayacağını düşündüğü yerlerde daha kolay tetiklenir. Bu durumda panik ataklar agorafobik özellik kazanmıştır. Hasta örnekler verirsek, evinde yalnız başına kalamaz, kalabalığa mesela bir pazar yerine gidemez, asansöre binemez, yolculuk yapamaz.

Panak Atak ve Panik Bozukluk Tedavisi Nasıldır?

Tedavide daha çok bilişsel ve davranışçı terapi ile desteklenen ilaç tedavisi geçerlidir. Bilinmelidir ki uzman hekimin tedavi girişimi tam anlamıyla uygulandığında Panik Bozukluk rahatlıkla tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır ve yukarıda saydığımız fiziksel belirtilerden dolayı ölen hasta olmamıştır. 

Uz. Dr.Tulga Tolun ŞATIR


Sizi Arayalım


Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklardan oluşur. Bu tür psikiyatrik hastalıklardan kaynaklanan yeme bozukluğu fiziksel rahatsızlıklara da yol açar.
Sınav kaygısı, özellikle çocuk yaştan itibaren, çocuğa hayatının gidişini kökten değiştirecekmiş gibi sunulan sınavlarla karşılaşmanın çok sık olduğu ülkemizde sıklıkla gördüğümüz bir durumdur ve birçok problemi de beraberinde getirir.
Toplumumuzda başkalarının kendi hakkında neler düşündüklerini önemsemeyen insan sayısı yok denecek kadar azdır. İnsanlar başkalarının gözünde nasıl göründüklerini, akıllarda nasıl kaldıklarını çok abartılı bir şekilde önemsemektedir.
Obsesyonu “vesvesyon” olarak isimlendiren bir hastamın iç içe geçirerek yaptığı bu kelime üretimini her zaman gülümseyerek hatırlarım ki şu anda hastam iyi bir tedavi sürecinin ardından rahatlamış bir hayat sürmeyi başarabilmiştir.
Kaygı doğum anından beri hayatımızda neredeyse ilk karşılaştığımız duygu olsa gerektir. Ve yaşamda çoğu zaman işlevsel, gerekli bir duygudur. Tamamen kaygısızlık çeşitli filmler, romanlarda yüceltilebilmesine rağmen bir hayalden öte geçmez.
Depresyon özellikle son elli yılda, canımızın sıkkın ya da üzüntülü olduğu herhangi bir zamanda ağzımızdan çok kolaylıkla çıkan bir terim oluverdi. Oysa gerçek depresyon, belirli kriterleri olan ve bu kriterlerle tanı konulan bir rahatsızlıktır.
Bağımlılık yapıcı maddelerin oluşturduğu hastalıklar, madde kullanım bozukluğu ve madde kullanımına bağlı bozukluklar olarak ikiye ayrıldığından tedavi yaklaşımları da karşı karşıya bulunulan duruma göre geliştirilir.
Alkol bağımlılığı tedavisi akut dönem, subakut dönem ve uzun dönem tedavisi olarak planlanmalıdır. Hastanın durumuna göre hastane yatışı ve ayaktan tedavi programları uygulanabilir. Farklı tedavilerin uygulanması bağımlılıktaki şiddete göre değişir.
Esrar bağımlılığının tedavisinde, hastanın esrara başlamasına neden olan özellikleri üzerine ve esrarla birlikte oluşan ruhsal sıkıntılar üzerine hedeflenmiş bir ilaç kullanımı ve terapötik yaklaşımla tedavi stratejisi oluşturulur.
Son yıllarda bir çok ülkede alkole bağlı problemlerin tartışılmasında sadece bu sorunları yaşayan küçük bir grup insanın üzerine odaklanılmasından vazgeçilmiş, sigara ve AİDS mücadelelerinde olduğu gibi “yeni bir halk sağlığı hareketi” esas model haline gelmiştir.
Metropoldeki hayatımız, çalışma ortamlarımız, eğitim sürecimiz, trafikte geçirdiğimiz zaman, değişmiş davranış ve düşünce yapıları olan insanlarla karşılaşmalarımız, vücudumuz ve beynimizdeki kaygı ile başa çıkma mekanizmalarını fazlasıyla zorlar.
Alkol / madde kullanan annelerin bebeklerinde fetal ve neonatal kampliksayonlar sık gözlenir. Maddenin yarılanma ömrü fetusta enzimlerin yetersizliği ve bebrek yolu ile atılımın daha düşük olmasına bağlı olarak yetişkinlere oranla daha uzundur.
Sedatifler gerilimi azaltan ve mental sakinlik yaratan bir ilaç türüdür. “Sedatif” terimi gerçekte anksiyolitik terimi ile aynı anlamda da kullanılmaktadır; anksiyeteyi yani kaygı ve sıkıntı hissini azaltan ilaç anlamına gelmektedir.
Bağımlılık yapıcı maddeler temelde iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunları şöyle ifade edebiliriz: Alkol, amfetaminler, kafein, kannabis, kokain, fensiklidin (PCP), hallusinojenler, uçucular, nikotin, opiyatlar, uyku verici-bunaltı gidericiler.
Bağımlılığa yatkın tipik bir kişilik yapısının tanımlanması mümkün olmamasına rağmen belirli bazı ortak özelliklerin varlığını söylemek de mümkündür. Bu özelliklerin belirlenmesinde içinde yaşadığı çevre ve bu çevrede üstlendiği roller önemlidir.
Dr. Tulga Tolun Şatır, bağımlı olan kişinin yaşam biçimini tamamen değiştirmesi gerektiğini açıkladı. Bağımlılık, kişilerin ruhsal ve bedensel sağlığına zarar vermesine rağmen, belirli bir eylemi tekrarlamaya yönelik önüne geçilemez bir istek duyma halidir.
Küçük yaşlarımda seyrettiğim bir filmi hatırlarım. Renksiz çekilmiş bir Amerikan filmiydi. Sahnede sevgilisinden yeni ayrılmış bir genç kız kanepeye oturur. Ağlamaktadır. Elinde bir kova dondurma vardır ve kaşık kaşık yemektedir.
Esrar (Marijuana), kenevir bitkisi Cannabis Sativa’nın çiçek ve yapraklarının kurutulup doğranması ile oluşan yeşil ya da gri bir karışımdır. Torba içinde ya da preslenmiş bir şekilde satılır. Haşiş ise kenevir bitkisinin reçinesinden yapılır
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .