Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri ve Tedavisi

Obsesif Kompulsif Bozukluk Belirtileri ve Tedavisi

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesyonu “vesvesyon” olarak isimlendiren bir hastamın iç içe geçirerek yaptığı bu kelime üretimini hep gülümseyerek hatırlarım ki şimdi iyi bir tedavi sürecinden sonra rahatlamış bir hayat sürmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Belirtileri Nelerdir?

“Mantıksız olduğunu bildiğim halde aklımdan atamadığım düşüncelerim var. Bunun sonucunda da durdurmakta zorluk çektiğim bazı anlamsız şeyler yapabiliyorum.” Bu cümle OKB rahatsızlığını büyük oranda anlatabilen bir şikayet cümlesidir. Her takıntılı düşünce ya da her tekrarlayan düşünce obsesif düşünce değildir.

Zaman zaman sağlık, gelecek, sosyal çevre ve aile ve daha sayabileceğimiz bir sürü konuda kaygı duyup evham ve tekrarlayıcı düşüncelere kapılabiliriz. Takıntılı ve mantıklı olmadığını kendimizin de zamanla kabul edebileceği tekrarlayan düşünceler günlük hayatımızı ciddi şekilde etkilemeye başladığında artık bir OKB ihtimali ortaya çıkmıştır denebilir. Örneğin ocağı kapattığınızdan emin olamayıp, giydiğiniz ayakkabınızı tekrar tekrar çıkartıp mutfağa gidiyorsanız. Ocağı kapattığınızı çok iyi hatırladığınız halde kendinizi geri dönüp tekrar bakmak zorunda hissediyorsanız ve bu sonu zor gelen tekrarlamalar nedeniyle gideceğiniz yere geç kalıyorsanız bir psikiyatra başvurma zamanınız çoktan gelmiştir diyebilirim.

Obsesyon, tekrarlayan bu düşüncelere verilen isimken, kompulsiyon bu düşünceleri rahatlatabilmek adına yapılan davranışlar toplamına verilen isimdir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Kimlerde Ortaya Çıkar?

Obsesyonlar genellikle, 20-25 yaşları arasında belirginleşirken ergenlik döneminden itibaren kendini sinsi sinsi hissettirmeye başlayabilir.  Genellikle obsesyonlar bulaşma ve temizlik, sağlık, kuşku, başkalarına özellikle de yakınlarına zarar verme ihtimali, cinsel, dini içerikli, düzenlilik, dokunma, sayma, biriktirme, batıl inançlar şeklinde ortaya çıkar.

Genetik, ailesel, çocukluk travmaları, kişilik özellikleri nedensellikte öne çıkarken,   beynin bazı bölümlerinde seratonin aktivitesindeki bozulmalar araştırmalarla gösterilebilmiştir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Tedavisi Nasıldır?

Tedavide terapotik bir yaklaşım ve ilaç tedavisi birlikte kullanılarak iyi sonuçlar alınabilmesine rağmen, tedavi süreci uzun süren ve sabır gerektiren bir süreçtir. Rahatsızlığın ne yazık ki tekrarlama olasılığı da göz ardı edilmemelidir.

Uz. Dr.Tulga Tolun ŞATIR


Sizi Arayalım


Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklardan oluşur. Bu tür psikiyatrik hastalıklardan kaynaklanan yeme bozukluğu fiziksel rahatsızlıklara da yol açar.
Sınav kaygısı, özellikle çocuk yaştan itibaren, çocuğa hayatının gidişini kökten değiştirecekmiş gibi sunulan sınavlarla karşılaşmanın çok sık olduğu ülkemizde sıklıkla gördüğümüz bir durumdur ve birçok problemi de beraberinde getirir.
Toplumumuzda başkalarının kendi hakkında neler düşündüklerini önemsemeyen insan sayısı yok denecek kadar azdır. İnsanlar başkalarının gözünde nasıl göründüklerini, akıllarda nasıl kaldıklarını çok abartılı bir şekilde önemsemektedir.
Panik atak ve panik bozukluk farklı şekilde tanımlanmaktadır. Panik atak, kişinin yaşadığı bir durumken, panik bozukluk, tekrarlatıcı panik atakların olduğu, insanı yeri geldiğinde günlük yaşamından uzaklaştırabilen ciddi bir rahatsızlıktır.
Kaygı doğum anından beri hayatımızda neredeyse ilk karşılaştığımız duygu olsa gerektir. Ve yaşamda çoğu zaman işlevsel, gerekli bir duygudur. Tamamen kaygısızlık çeşitli filmler, romanlarda yüceltilebilmesine rağmen bir hayalden öte geçmez.
Depresyon özellikle son elli yılda, canımızın sıkkın ya da üzüntülü olduğu herhangi bir zamanda ağzımızdan çok kolaylıkla çıkan bir terim oluverdi. Oysa gerçek depresyon, belirli kriterleri olan ve bu kriterlerle tanı konulan bir rahatsızlıktır.
Bağımlılık yapıcı maddelerin oluşturduğu hastalıklar, madde kullanım bozukluğu ve madde kullanımına bağlı bozukluklar olarak ikiye ayrıldığından tedavi yaklaşımları da karşı karşıya bulunulan duruma göre geliştirilir.
Alkol bağımlılığı tedavisi akut dönem, subakut dönem ve uzun dönem tedavisi olarak planlanmalıdır. Hastanın durumuna göre hastane yatışı ve ayaktan tedavi programları uygulanabilir. Farklı tedavilerin uygulanması bağımlılıktaki şiddete göre değişir.
Esrar bağımlılığının tedavisinde, hastanın esrara başlamasına neden olan özellikleri üzerine ve esrarla birlikte oluşan ruhsal sıkıntılar üzerine hedeflenmiş bir ilaç kullanımı ve terapötik yaklaşımla tedavi stratejisi oluşturulur.
Son yıllarda bir çok ülkede alkole bağlı problemlerin tartışılmasında sadece bu sorunları yaşayan küçük bir grup insanın üzerine odaklanılmasından vazgeçilmiş, sigara ve AİDS mücadelelerinde olduğu gibi “yeni bir halk sağlığı hareketi” esas model haline gelmiştir.
Metropoldeki hayatımız, çalışma ortamlarımız, eğitim sürecimiz, trafikte geçirdiğimiz zaman, değişmiş davranış ve düşünce yapıları olan insanlarla karşılaşmalarımız, vücudumuz ve beynimizdeki kaygı ile başa çıkma mekanizmalarını fazlasıyla zorlar.
Alkol / madde kullanan annelerin bebeklerinde fetal ve neonatal kampliksayonlar sık gözlenir. Maddenin yarılanma ömrü fetusta enzimlerin yetersizliği ve bebrek yolu ile atılımın daha düşük olmasına bağlı olarak yetişkinlere oranla daha uzundur.
Sedatifler gerilimi azaltan ve mental sakinlik yaratan bir ilaç türüdür. “Sedatif” terimi gerçekte anksiyolitik terimi ile aynı anlamda da kullanılmaktadır; anksiyeteyi yani kaygı ve sıkıntı hissini azaltan ilaç anlamına gelmektedir.
Bağımlılık yapıcı maddeler temelde iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunları şöyle ifade edebiliriz: Alkol, amfetaminler, kafein, kannabis, kokain, fensiklidin (PCP), hallusinojenler, uçucular, nikotin, opiyatlar, uyku verici-bunaltı gidericiler.
Bağımlılığa yatkın tipik bir kişilik yapısının tanımlanması mümkün olmamasına rağmen belirli bazı ortak özelliklerin varlığını söylemek de mümkündür. Bu özelliklerin belirlenmesinde içinde yaşadığı çevre ve bu çevrede üstlendiği roller önemlidir.
Dr. Tulga Tolun Şatır, bağımlı olan kişinin yaşam biçimini tamamen değiştirmesi gerektiğini açıkladı. Bağımlılık, kişilerin ruhsal ve bedensel sağlığına zarar vermesine rağmen, belirli bir eylemi tekrarlamaya yönelik önüne geçilemez bir istek duyma halidir.
Küçük yaşlarımda seyrettiğim bir filmi hatırlarım. Renksiz çekilmiş bir Amerikan filmiydi. Sahnede sevgilisinden yeni ayrılmış bir genç kız kanepeye oturur. Ağlamaktadır. Elinde bir kova dondurma vardır ve kaşık kaşık yemektedir.
Esrar (Marijuana), kenevir bitkisi Cannabis Sativa’nın çiçek ve yapraklarının kurutulup doğranması ile oluşan yeşil ya da gri bir karışımdır. Torba içinde ya da preslenmiş bir şekilde satılır. Haşiş ise kenevir bitkisinin reçinesinden yapılır
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .