Kefirin Faydaları Saymakla Bitmiyor

Kefirin Faydaları Saymakla Bitmiyor

Kefir, kökeni Kafkaslara dayanan ve ilk kez Türkler tarafından yapılan bir süt grubu içeceği olarak biliniyor. Sütte laktik asit ve etil alkol fermantasyonu gerçekleşmesiyle oluşan kefir, zengin içeriğinden ve bağışıklıktan, hücre yenilenmesine, bağırsak florasını sağlıklı hale getirmesinden, sindirim sistemini düzenlemesine kadar önemli faydalarından dolayı beslenmemizde mutlaka yer alması gerekiyor.

Bir bardağı ortalama 100 kalori olan kefir, protein başta olmak üzere, kalsiyum, fosfor, magnezyum, selenyum, A, E, B1, B12 vitamini ve bağırsak florasını düzenleyen birçok yararlı mikroorganizmayı içermektedir. Besleyici özellikleriyle çocukların büyüme döneminde bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve güçlü kemik oluşumuyla boy uzamasına fayda sağlayan kefir özellikle çocukların beslenmesinde yer almalıdır. Kefir evde hazırlanması da oldukça kolay zengin içerikli bir şifa kaynağıdır. Bilinen bir zararı olmamakla birlikte mikroorganizma içeriğinin yüksek olmasından dolayı 2 yaş öncesinde kullanmamakta fayda vardır. Yetişkinler günlük olarak 1-2 su bardağı içebilir. 2 yaş sonrası çocuklarda günlük 1 çay bardağı kefirle başlanıp yavaş yavaş artırılmalıdır.

Gelelim kefirin faydalarına:

Bağışıklığı kuvvetlendiriyor
İçeriğinde bulanan beta karoten bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücutta oluşan toksin maddelerin üremesini durdurarak, bağışıklık sistemini zayıflatan mikroorganizmaları yok ediyor.

 

Mide ülserini önlemede etkili
Mide ülserine neden olan ‘helicobakter pilori' isimli bakterinin öldürülmesine yardımcı oluyor Mide ülserinin oluşmasının engellenmesinde ve tedavisinde destekleyici role sahip.

 

Sindirimi kolaylaştırıyor
Yararlı mikroorganizmalar, bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların oluşmasının ve çoğalmasının önüne geçerek bağırsak florasını düzenliyor. Besinlerin sindirilmesine ve emilmesine katkıda bulunuyor. Bağırsaklarda bu mikroorganizma dengesi bozulduğunda ishal, kabızlık, emilim bozuklukları oluşabilirken, kefir içeriğindeki doğal mikroorganizmayla bu dengeyi sağlıyor ve böylece sağlıklı bir flora oluşuyor.

Hücreleri yeniliyor


E vitamini ve selenyumdan zengin olan kefir güçlü bir antioksidandır. Hücre yıkımına sebep olan toksin maddelerin oluşumunu ve çoğalmasını engelleyerek hücre yenilenmesine katkı sağlar

                              

Kemikleri güçlendiriyor

 

İçerdiği kalsiyumla kemiklerin gelişmesini sağlayan kefir, büyüme dönemindeki çocukların ve yaşlıların artan kalsiyum ihtiyacının karşılanmasında en iyi kaynaklardan biri. Vücut, ihtiyacı olan kalsiyumu besinlerle alamadığında, gereksinimi olan kalsiyumu kemiklerden sağladığından, kemik yumuşaması ve kırılmaları, diş dökülmeleri oluşabiliyor. Günlük tüketilen 2 su bardağı kefir günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama yüzde 60'nı karşılıyor.

 

Kan şekerini dengeliyor


Kefir gibi probiyotikler protein ve yağların kolay sindirilmesini sağlıyor. Glisemik indeksi düşük olan kefir içerdiği proteinle birlikte midede uzun süre kalarak tokluk hissi veriyor ve kan şekerinin de daha yavaş yükselmesini sağlıyor. Böylelikle yaşanılan açlık krizlerinin önüne geçilerek fazla besin ve kalori alımı azaltılıyor.

 

Mide gazını azaltıyor


Laktik asit fermantasyonu sayesinde sindirimi kolaylaştırarak, midede oluşan gazı azaltan kefir, bu özelliğiyle de laktoz intoleransı olan kişilerde kalsiyum ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir.

 

Depresyondan koruyor


Kefir triptofan aminoasidi ve B vitamini içeriğiyle sinirleri yatıştırıcı ve depresyonu azaltıcı etkisi olan mucizevi bir içecek. Gevşeme ve uyku verici özelliğiyle gece rahat uyumaya yardımcı oluyor.

Meyvelerle tatlandırabilirsiniz!


Kefir, oluşan fermantasyon nedeni ile ekşi bir tada sahiptir. Kendine özgü bu ekşi tadı sevmeyenler mevsim meyveleriyle blender yaparak içirilebilir. Tadından rahatsız olan yetişkinler de elma, muz, kivi gibi meyvelerle aroma katarak tüketebilir ve böylelikle güzel bir ara öğün tercihi olur.


Sizi Arayalım


Yılbaşı gecesinde abartılı yiyecek ve içecek tüketiminde bulunduysak neler yapabiliriz?
Kilo artışı ve aniden soğuyan havaları beraberinde getiren kış mevsiminde nasıl besleneceğinizi biliyor musunuz ?
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet uzmanı Hatice Marangoz Ramazan ayının ardından karşılayacağımız bayramı sağlıklı tercihler yaparak geçirmenizin sağlığınız üzerindeki önemini vurguladı
Diyetisyenimiz Hatice Marangoz'dan yaza nasıl hazırlanmamız gerektiği ile ilgili bir birinden önemli 7 bilgi
Sağlığa olan pek çok faydası nedeniyle su içmenin önemli olduğu her zaman söylenir, ancak bunu ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
Yaz ayları yaklaşırken ilk akla gelen şeylerden biri fazla kilolardan kurtulmak oluyor. Ancak kilo verme telaşıyla yapılan yanlış diyetler hem kalıcı bir çözüm vermez hem de ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.
Sabah uyandığınızda su içmenin 90 dakika içinde metabolizmayı %24 hızlandırdığı yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Güne su ile başlayarak metabolizma hızlanmasına yardımcı olurken aynı zamanda sindirim sisteminizin daha iyi çalışmasına destek olacaktır.
Bağışıklık sisteminizi beslenmenizde yapacağınız değişikliklerle güçlendirin. Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, patojen (bakteri, virüs vb.) ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin tümüdür.
Okul çağı çocukları denilen dönem 6–10 yaş arasıdır. Bu yaş grubu çocuklarda da sağlıklı beslenme ilkeleri esas alınır. Yetişkinler sağlıklı besinleri diyetlerine daha kolay eklerken bu dönemdeki çocuklara sağlıklı besinleri kabul ettirmek zordur.
Gemi adamları oruç tutarken meyve tüketimini kesinlikle atlamamaları gerekmektedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğün tamamlanmalı ve sahur öğünü atlanmamalı.
Galata Tıp Merkezi olarak beslenmenin anne karnından başlayarak yaşam boyu devam ettiğini biliyoruz. Bu yüzden yaşam kalitenizin devamlılığına katkı sağlamak başlıca hedefimizdir. Bu yönde uzman kadromuz çalışmalarıyla size yardımcı olmaya hazırdır.
Hamilelik sonrasında anneler, sağlıklı kilo vermek için yeterli sıvı tüketimine ve yeterli uykuya dikkat edilmesinin yanı sıra düzenli aralıklarla fiziksel aktivitelerini aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca stresten de uzak durmaları önerilmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmenin Ramazan Ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise sıvı tüketimidir.
Galata Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Kliniği olarak yaz aylarına yaklaşırken bu aylarda ‘Beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Hangi besinlerden uzak durmalıyız? Öğünlerimizi nasıl planlamalıyız?’ gibi merak edilen soruları sizler için yanıtladık.
Galata Tıp Merkezi olarak danışanlarımızın gebelik sürecini en iyi şekilde geçirmelerini ve hem gebelikte hem de gebelik sonrasında yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayıp, beslenmeyle ilgili her hangi bir sağlık sorunun oluşmamasına yardımcı oluyoruz.
İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak hayat kalitesini artırması için besin öğelerinin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.Bu öğelerin birinin eksikliği veya fazlalığı durumunda büyüme engellenir.
Mevsim geçiş dönemlerinde değişen hava şartları insan sağlığını ve hayat temposunu etkilemektedir. Bahar yorgunluğu; kış aylarında yavaşlamış olan metabolizmanın baharın gelmesiyle birlikte bu değişime ayak uyduramamasından kaynaklanır.
Kişiye özel beslenme olmaksızın yapılan zayıflama diyetleri sadece zaman kaybettirir. Kişinin tüm analizleri göz önünde bulundurularak en doğru beslenme modelini belirleyip kişinin daha enerji ve daha fit bir görünüme sahip olması sağlanır.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .