Göz Tansiyonu (Glokom)

Göz Tansiyonu (Glokom)

Her 100 kişiden birinin sorunu olan göz tansiyonu ya da glokom, tüm körlüklerin de yüzde 5'inden sorumlu tutulmaktadır. 1 yaş altındaki tüm bebeklerin mutlaka göz kontrolünden geçirilmesi önerilmektedir.

Türkiye'deki istatistikler net olarak bilinmemekle birlikte 40 yaş üzeri her 100 kişiden 1'inde göz tansiyonu saptanmaktadır. Glokom her yaşta görülebilir, ancak 40 yaş üzerinde daha sık tesbit edilmekte ve yaşın ilerlemesi ile birlikte hastalığın görülme oranı artmaktadır.

Göz tansiyonu yüksekliği, doğumsal olarak görülebilir. Konjenital glokom olarak tanımladığımız bu hastalık hemen doğumdan sonra, ya da bir süre geçtikten sonra ortaya çıkar. Bebeğin gözlerinin normalin üzerinde yaşarması, büyüklüğü ve ışıktan rahatsız olması hastalığın ilk belirtileridir.

Hastalık ilerledikçe artmış olan göz içi basıncının etkisi ile kornea dediğimiz gözün ön saydam kısmının çapında artma olur ve göz normalden daha büyük görünür. Eğer hastalık hala tanınıp tedavi altına alınmamışsa giderek artan göz siniri hasarı sonucu körlük kaçınılmazdır. Bu yüzden 1yaş altı bütün bebeklerin herhangi bir göz problemi olmasa dahi bir göz doktorunun kontrolünden geçmesinde yarar var.

Göz içindeki işlevlerin yapılabilmesi ve gözün normal sertliğinin korunabilmesi için özel bir sıvı salgılanır. Bu dinamik bir olaydır; yani sıvı bir taraftan salgılanırken, diğer taraftan da özel bir takım bölmelerden gözü terkeder.Eğer boşaltımın olduğu bu bölgelerde herhangi bir sebeple dışa akımda yavaşlama meydana gelirse göz tansiyonu giderek artar ve normalin üst sınırı olan 20 değerini aşar. Görme duyusunu beyine taşıyan sinir hücreleribelirli bir göz içi basıncı değerine kadar sağlıklı çalışmasını sürdürebilir.

Eğer göz içi tansiyonu normal değerleri aşarsa sinir hücrelerinde kayıplar başlar. Her bir gözde 1 milyon 200 bin civarında hücre vardır. Bunların tamamı harap olduğunda ise körlük gelişir. Tabii bütün bu olayların gelişmesi için belirli bir süreye ihtiyaç vardır. Bu sürenin uzunluğu ise hastalığın ani mi, yoksa yavaş mı başladığına,göz içi basıncının ne kadar yükseldiğine ve hastadaki damar sertliği gibi göz sinirinin beslenmesini bozan sistemik problemler olup olmamasına göre değişir.

Ani Göz Tansiyonu yükselmesi, oldukça çarpıcı belirtilerle karşımıza çıkar. Gözde ve göz arkasına yayılan şiddetli, delici tarzda bir ağrı, bunun yanında görme bulanıklığı, cisimlerin etrafında renkli haleler görme, bulantı ve kusma en belirgin şikayetlerdir. Bu hastalar şikayetlerinin ağırlığına rağmen daha şanslı hastalık grubunu oluştururlar. Çünkü, bu kadar ağır bir tablo oluştuğu için hastalar mutlaka bir hekime görüneceklerinden erken tanı konması söz konusu olacaktır. Ancak ani göz tansiyonu yükselmesi ile karşılaştığımız hasta sayısı tüm hastaların oldukça küçük bir bölümünü oluşturur. Asıl büyük grupta göz tansiyonu yavaş yavaş artar ve göz, bu artışa uyum sağlar, yani ağrı duyulmaz. Hastalık herhangi bir belirti vermeksizin yıllar boyu ilerlemeye devam eder. Belirtiler başladığında yani görmeme şikayeti ortaya çıktığında çoğunlukla geç kalınmıştır.

Hastaların çok büyük bir çoğunluğunda son döneme kadar hiç bir bulgu yoktur. Bu yüzden pek çok hasta tesadüfen yakalanır. Muayene sırasında tansiyonun yüksek ölçülmesi, ya da göz sinirinde harabiyet tesbitedilmesi üzerine daha ileri tanı yöntemlerine başvurulur. İlk basamakta yapılması gereken, bilgisayarlı görmealan muayenesidir. Bu test, gözdeki sinir hücrelerinin çeşitli ışık şiddetlerine olan hassasiyetini ölçen ve herbir gözün gördüğü toplam alanı belirleyen bir testtir. Hastalığın tesbitinde ve takibinde büyük önem taşır.

Bilgisayarlı görme alanı dışında ayrıntılı ve tabii ki daha pahalı yöntemler de mevcuttur. Bunların en bilinenleri;ultrasonik metodlarla göz sinirine gelen kan akımının ölçülmesi ve özel görüntüleme yöntemleri yardımı ile gözdeki sinir tabakasının kalınlıklarının ölçülmesi yöntemleridir. Göz tansiyonunu tedavi ederken basamak şeklinde bir yol izlenir. Hastalık teşhis edildikten sonra elimizde mevcut olan pek çok ilaç seçeneğinden hastalığın tipine en uygun olanına başlanır ve hasta takibe alınır.

Gerekli aralıklarla göz tansiyonu ve görme alanı ölçümleri yapılır. Gereğinde başka ilaçlar eklenir. Bunlararağmen göz tansiyonu düşmez, görme alanı bulguları ilerlerse ameliyat kararı verilir. Ameliyat lazerle, ya da klasik yöntemle yapılır. Ameliyatın başarı oranı yüzde 80-90 arası değişmektedir. Basamak tedavisi,doğumsal göz tansiyonu yüksekliğinde geçerli değildir. Bu hastalığın tedavisinde tek yol ameliyattır ve ne yazık ki başarı şansı, büyüklerdeki kadar yüksek değildir.

Halk arasındaki adı karasu olan glokom geri dönüşümü olmayan bir hastalıktır. Tedavideki amaç, hastalığınyakalandığı evrede durdurulması ve daha fazla harabiyet oluşmasını engellemektir. Teşhis edilip tedavi altına alınmayan glokom, kalıcı körlükle sonuçlanır.


Sizi Arayalım


Gözaltı torbalanmasına en çok neden olan faktörler yaşın ilerlemesi, stresli bir hayat ve genetik özelliklerdir. Bunların dışında çok uzun süre bilgisayar ve televizyona bakmak, yeteri kadar uyumamak da gözaltı torbalarının oluşmasında etkilidir.
Gözaltı morlukları görüntü açısından oldukça can sıkıcıdır. Bu morlukların oluşmasına neden olan bazı etkenler vardır. Bu etkenler bazen kalıtsallıktan kaynaklanırken bazen de hastanın hatalı davranış alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.
Göz seğirmesi zaman zaman hepimizin başına gelen bir şeydir. İsteğimizin dışında göz kaslarımızın kasılmasını göz seğirmesi olarak tanımlayabiliriz. Tıpta Miyokimi olarak tabir edilen göz seğirmesi en çok üst göz kapağında yaşanır.
Sağlıklı bir göz devamlı gözyaşıyla yıkanmaktadır. Bu göze hem rahatlık sağlar hem de gözün nemli olmasını sağlar. Eğer gerekli gözyaşı yoksa ya da var olan gözyaşı kalitesi iyi değilse göz yeteri kadar ıslanamaz ve göz kuruluğu ortaya çıkar.
Zaman zaman herkesin başına gelen göz kanlanması çoğu zaman önemsenmeden kendiliğinden geçmesi beklenir. Ama bu durum bazen çok ciddi bir problemin göstergesi olabilir. Örneğin üveit, enfeksiyon, ramotolojik ve troid hastalıkların belirtisi olabilir.
Katarakt, sağlıklı bir insanda saydam olan göz içindeki merceğin saydamlığını kaybetmesidir. Eğer göz içi merceği bulanıklaşırsa, görme de azalır.Katarakt, göz merceğinin saydamlığının kaybolduğu donuk beyaz bulanıklık gösterdiği bir durumdur.
Glokom, görme sinirine hasar vererek görme kaybına yol açan hastalığa verilen isimdir. Glokomda görme siniri hasarı göz içinde üretilen sıvıdaki basınç değişiklikleriyle ilgilidir. Bu hasar genellikle göz içi sıvısının basıncının "yüksek" oluşuna bağlıdır.
İnsan gözü yakını görebilmek için odaklama yapmak zorundadır. Bu odaklama gücü göz merceğinin şeklini değiştirmesi ile mümkündür. 45 yaştan itibaren sertleşen göz merceği eskisi kadar iyi odaklanamadığından yakını görme zorlaşır ve gözlük kullanımı gerekir.
50 yaşından küçükseniz, bilinen bir göz ya da sistemik rahatsızlığınız yoksa 2-4 yılda bir muayene olmanız yeterli olacaktır. 50 yaşının üzerinde en az 2 yılda bir muayene olmak göz hastalıklarının erken tanısında önemli bir noktadır.
Göz sağlığının temelinde düzenli göz muayenesi vardır, çünkü çoğu göz hastalığı son evresine gelinmedikçe hastalar tarafından farkedilemez, bir uyarı işareti yoktur. Ancak bazı sorunlar da beklenmeyen bir anda oluşup hasta için uyarı oluşturur.
Çocuklarda öğrenme aşamasında görme işlevi çok önemlidir. Uygun göz sağlığı için çocukların düzenli göz muayenesinin yapılması gerekir ve muayenelerin güvenilirliğine özen gösterilmelidir. Çünkü bazı önemli göz sorunları hiçbir belirti vermeden başlar.
İki ana grup kontakt lens mevcuttur; sert kontakt lens ve yumuşak kontakt lens. Bunların dışında afakik, keratokonus, renk körlüğü gibi özel grup lensler de vardır. Kontakt lens reçete edilmeden önce tam bir göz muayenesi gereklidir.
Excimer Laser, arf gazı kullanılarak 193 nm dalga boyunda ultraviole ışık üreten ve korneada yapılması gereken düzeltmeye göre ışını kontrol eden, içinde gelişmiş bir bilgisayar bulunan laser cihazıdır ve 1990 yılından beri tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.
Hastalarda meydana gelen kataraktın en sık oluşma sebebi yaşlılıktır. Genellikle 50 yaş üzerindeki hastalarda katarakt yaşlanmanın normal süreci sonucu ortaya çıkmaktadır ve görmeyi etkileyecek seviyeye ulaşması yıllar almaktadır.
Glokomda görme siniri hasarı göz içinde üretilen sıvıdaki basınç değişiklikleriyle ilgili bir durumdur. Sıklıkla bu hasar göz içi sıvısının basıncının “yüksek” oluşuna bağlıdır, fakat bazen bu basınç “normal” iken de glokom görülebilmektedir.
Göze yabancı cisim kaçmasına, çocuklarda ve işçilerde sıkça rastlanmaktadır. Açık havada oynayan couklarda bitki parçaları ya da toprak taneleri; metal kesimi, düzeltilemsi, sıva işinde çalışan işçilerde ise, metal ve sıva parçalalr göze kaçar.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile düzeltilebilen bir görme kusurudur. Toplumda birçok insanda normal olarak bulunmaktadır. korneanın yapısını kabaca tarif etmek gerekirse bir futbol topu gibi küreye benzer.
Çocuklarımızın görme problemlerinin bulunup bulunmadığını birçok veri ışığında tespit etmemiz mümkündür. Hangi yaş grubuda olursa olsun, çocuğunuzda bu belirtilerden bir veya birkaçı varsa bir göz kontrolünden geçirmelisiniz.
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .