Bağımlılık Yapıcı Maddeler

Bağımlılık Yapıcı Maddeler

Bağımlılık yapıcı maddeler ve bağımlılık ortaya çıkarma özellikleri

Bağımlılık yapıcı maddeler ll ana sınıfa ayrılırlar: Alkol, amfetaminler, kafein, kannabis, kokain, fensiklidin (PCP), hallusinojenler, uçucular, nikotin, opiyatlar, uyku verici-bunaltı gidericiler. Bu maddeler dışında dünyanın çeşitli bölgelerinde o bölgeye sınırlı kalmış çeşitli bağımlılık yapıcı maddelerle de karşılaşılabilmektedir.

Beynimiz yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli birçok alanı kapsar. Haz duygusu, insanın hayatını sürdürme mücadelesinde en fazla güç aldığı duygulardan birisidir. Eğer insan kendisine haz veren bir şey yaparsa beyin bu eylemi tekrarlama ihtiyacını duyar.

Bağımlılık yapıcı tüm ilaçlar bu haz devresini etkin hale getirebilir. Madde bağımlılığı beynin diğer fonksiyonel alanlarının olduğu kadar haz merkezinin de değiştiği patalojik bir biyokimyasal süreçtir. Bu süreci anlayabilmek için maddelerin nörotransmisyon yani beyindeki sinir hücreleri arasındaki aktarım üzerine olan etkilerini incelemek gerekir.

Beyin üzerine etkili tüm ilaç ve maddeler etkilerini nöronlar arasındaki haberleşme şeklini değiştirmek yoluyla yaparlar. LSD, esrar ve eroin gibi bazı maddeler etkilerini beynimizin doğal nörotansmitterlerini taklit ederek gösterirlerken, PCP gibi bazıları doğal nörotrasmisyonu bloke ederek etki ortaya çıkarır. Kokain gibi bazı maddelerse etkilerini beynimizin doğal nörotransmitterlerinin salgılandıkları hücrelere geri alınmalarını sağlayan molüküller üzerinde gösterirler. Son olarak metamfetamin gibileri de hücrelerden çok miktarda nörotransmitter salgılanmasını sağlar.

Uzun bir süre madde kullanımı beyinde belirgin ve uzun süreli değişikliklere neden olur. Uzun süren bu değişlikler madde bağımlılığının temel patolojisini oluşturur.

Marijuana veya esrar, Cannabis bitkisinden elde edilir. En sık Tüketilen maddelerden biridir. Tetrahidrocannabinol (THC) alarak adlandırılan aktif madde beyindeki spesifik canniboid reseptörleri etkinleştirir. Bu reseptörler, hafıza, düşünce, konsantrasyon, koordine hareketler, zaman ve derinlik algısı ile ilgilidir. THC beyinciğin normal fonksiyonlarından da sapmalara neden olur. Hipokampus çok sayıda canniboid reseptör içerdiğinden THC’nin bellek üzerine olan etkisi özellikle burada ortaya çıkar.Yakın bellek çok daha fazla etkilenir. Kronik kullanımda belirgin bir bellek kusuru ortaya çıkar. Serebral kortekste dokunma, koku, duyma ve görme alanları üzerinde etkisiyle belirgin algısal değişiklikler yapar.

Araştırmacılar THC’nin kronik kullanımının merkezi sinir sisteminde limbik sistem üzerine olan etkilerinin kokain, eroin, alkol gibi maddelerin bu alanda yaptığı değişikliklere benzer olduğunu ortaya çıkarmışlardır.

Esrar, genellikle sigara olarak kullanılır ve bu yolla maddenin %25’i vücuda girer. Hızla kana geçerek beyin ve yağ dokularına geçer. THC, ana aktif metaboliti 11-hidroksi-THC’ye dönüşür ve bu etken madde 50 saate varan bir yarılanma ömrüne sahiptir. Yağ dokulara olan dağılımının hızlılığı nedeniyle esrarın etkileri yarılanma ömrüne oranla kısadır ve yaklaşık üç saatlik bir davranışsal etki gösterir. Ancak idrarda akut psikolojik etkilerin geçmesinden sonra da uzun süre bulunabilir. Küçük bir odada pasif içicilerin bile idrarında bulunabilir ve uzun süre kullanan insanların tahlillerinde iki haftadan fazla pozitif kalır.

THC’ye bağlı ortaya çıkan en tipik psikolojik etki gevşeme ve öfori olarak gözlenen duygulanımdaki yükselme ve zamanın yavaşlığı hissidir. Apati, pasiflik, karar verme yeteneğinde ve yargılamada bozulma, koordine hareketlerde yavaşlama ve bozulma gözlenir. Özellikle ilk kullananlarda daha fazla olmak kaydıyla, akut bir sıkıntı hissi ya da panik tablosu, paranoid reaksiyonlar gözlenebilir. Entoksikasyona bağlı deliryum gelişebilir. Depersonalizasyon, derealizasyon ve uzun süre kullananlarda “kötü yolculuk” (bad trip) olarak adlandırılan zihinsel etkiler çıkabilir. Genellikle diğer maddelerle birlikte de kullanılabildiği için bunlarla ilgili davranışsal belirtiler de gözlenebilir.

En önemli entoksikasyon belirtilerinden biri göz aklarında kızarmadır. Kronik olarak fazla miktarda kullanımlarda inatçı öksürük, amfizem, pulmoner displazı, sinüzit, bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıkları gözlenebilir. Esrar kullanımı kalp hızını arttırabilir ve koroner arter hastalarında anjina ortaya çıkmasına neden olabilir.

Fensiklidin (PCP) klinik tıbba 1950’lerde bir anestezik madde olarak girmiştir. 1960’larda kötüye kullanımı başladığında anestezik madde olarak kullanımı oluşturduğu deliryum vakaları yüzünden kaldırılmıştı. 1970’lerde sigara biçiminde kullanılmaya başlandı. Özellikle NMDA reseptörlerini antagonize ederek ve bunun yanı sıra diğer nörotransmitterlerin gerialımını engelleyerek etki gösterir. Ülkemizde kullanımına çok nadiren rastlanan bir maddedir.

Amfetamin türevleri arasında beyin üzerinde en fazla etkisi olan metamfetamindir. Kimyasal olarak dopamine ve norepinefrine benzeyen yönleri olan bir moleküldür. Etkisi, beynin çeşitli bölgelerinde dopamin ve norepinefrinin sinaps aralığına bol miktarda salınmasıyla ortaya çıkar. Dopaminin hücreler arasında fazla miktarda salınmasıyla neşe ve hoşnutluk, norepinefrinin fazla salınmasıyla uyanıklık ve yorgunluk giderici etkiler ortaya çıkar.

Ayrıca amfetamin kullanımı sonrasında ortaya duygulanımda küntlük, gerginlik, öfke, kalıplaşmış yineleyici davranışlar, yargılama bozuklukları, hezeyan ve halüsinasyonlar gibi ruhsal ve davranışsal belirtiler çıkabilir. Kalp hızında artma ya da azalma, kan basıncı değişiklikleri, göz bebeklerinde büyüme, bulantı, kusma, kilo kaybı, terleme, titreme, kas zayıflığı, solunum problemleri, şaşkınlık, kovülziyon, oluşturabilir. Beyin ödemi ve kanamasına neden olabilir.

Amfetaminlerin yoksunluğunda ise duygulanımda huzursuzluk, yorgunluk, gerçeği anımsatan rahatsız edici rüyalar, uykusuzluk ya da aşırı uyku, iştah artması ortaya çıkabilir. Ayrıca bu maddenin kullanımına bağlı olarak psikotik bozukluklar, duygudurum bozuklukları, cinsel işlev ve uyku bozuklukları gözlenebilmektedir.

Kokain, koka bitkisinden doğal olarak elde edilen bir maddedir. Değişik saflık düzeyleri ve etkileri vardır. Beyin ve omurilik aktivitelerini hızlandırıcı etkisini, dopaminin sinir hücresinden salındıktan sonra geri alınmasını engelleyip hücre aralığında artmasını sağlayarak gösterir. Kronik kullanımda, kokain merkezi sinir sistemi hücrelerinde dopamin taşınmasıyla ilgili değişikliklere neden olur ve bu değişiklikler bağımlılık gelişiminde önemli rol oynar. Dopaminin hücreler arasında fazla miktarda bulunmasıyla neşe ve hoşnutluluk duyguları ortaya çıkar.

Neşe artışı, uyanıklık yanında, kokain kullanımı sonrasında, duygulanımda küntlük, gerginlik, öfke, kalıplaşmış yineleyici davranışlar, yargılama bozuklukları, hezeyan ve halüsinasyonlar gibi ruhsal ve davranışsal belirtiler ortaya çıkarken, kalp hızında artma ya da azalma, kan basıncı değişiklikleri, göz bebeklerinde büyüme, bulantı, kusma, kilo kaybı, terleme, titreme, kas zayıflığı, solunum problemleri, şaşkınlık, konvülziyon, koma ortaya çıkabilir. Göğüs ağrısı ve kalp krizi olasılığında artma gözlenir.

Kokainin yoksunluğunda ise duygulanımda huzursuzluk, depresyon, intihar düşünceleri, yorgunluk, canlı, rahatsız edici rüyalar, uykusuzluk ya da aşırı uyku, iştah artması ortaya çıkabilir. Ayrıca bu maddenin kullanımına bağlı olarak deliryum, psikotik bozukluklar, duygudurum bozuklukları, bunaltı bozuklukları, cinsel işlev ve uyku bozuklukları gözlenebilmektedir.

Eroin, morfin, kodein, metadon en sık karşılaşılan opiyat türevlerdir. Organik, yarı sentetik ya da sentetik olarak da sınıflandırılabilirler. Eroin dışındakiler tıpta kısıtlı olarak ve kesinlikle hekim kontrolü altında kullanılır. Kuvvetli ağrı giderici özellikleri vardır. Beyinde opiyat reseptörlerini aktive ederek etki gösterirler. İnsan beyni opiyat reseptörlerinin aktive etmek üzere endofin olarak adlandırılan nörotransmitter ürettir. Keyif verici ve ağrı kesici özelliği kötüye kullanılmasındaki en önemli iki etkendir. Opiyatlar tedavi amacıyla uygun dozlarda kullanıldıklarında bağımlılık yapıcı etkileri çok azken, hekim tavsiyesi dışında yüksek dozlarda ya da yasa dışı üretilen tipleri kullanıldığında ciddi bağımlılık yapıcı özellikleri vardır. Eroin yasa dışı üretilen ve pazarlanan bu maddelerin başında gelir ve halen ülkemiz için de gittikçe büyüyen bir sorun halindedir

Entoksikasyonunda öfori ve sonrasında gelişen apati, psikomotor ajitasyon, yargılama bozukluğu, dikkat eksikliği, sersemlik gibi psikolojik ve davranışsal etkilerinin yanında pupillar daralma ve çok yüksek dozlarda genişleme, solunum yavaşlaması gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkar. Yoksunluk belirtileri ortaya çıkış süresi, opiyat kullanımının zamanı ve miktarına göre değişse de genelde iki saat ile 12 saat arasındadır. Bu dönem yoğun sıkıntı hissi, dayanılması zor kas ve eklem ağrıları, esneme, ateş, pupillar genişleme, uykusuzluk, bulantı, kusma ve diyare, piloereksiyon (tüylerin dikenleşmesi) lakrimasyonla (aşırı ağız ve burun sulanması) karakterizedir. Bağımlı ağır, dayanılması zor bir yoksunluk dönemi geçirir ki çoğu bu dönemi bitmeden tekrar madde kullanarak rahatsızlıktan kurtulmaya çalışır. Öyle ki bu altkültürde yoksunluktan kurtulmak için madde kullanma eylemi “tedavi olma” şeklinde anılır. Kişi bu dönemde çok kolaylıkla suç işleyebilir ya da maddeyi elde etmek için çok şey yapar.

Ucuz ve kolay erişilebilir olmaları nedeniyle uçucu maddelerin kullanımı özellikle düşük sosyoekonomik yapıdaki genç kitle içinde gittikçe artan bir şekilde kabul görmektedir. Benzin, çeşitli yapıştırıcılar, tiner en çok tercih edilenlerdendir. Sarhoşluklarında, öfori, işitsel, görsel ya da dokunsal

haliünisasyonlar saldırganlık eğiliminde artma, donuk yüz ifadesi, yargılama bozuklukları olabilir. Yaygın kas zayıflığı, görme bulanıklığı, nistagmus sersemlik, letarji gibi belirtiler tabloya eşlik edebilir. Bilinen bir yosunluk dönemi yaşanmasa da bağımlı kişide sık sık yoğun istek uyandırır ve bu nedenle mükerrer kullanımlar devam eder. Ülkemizde kullanımı en yaygın olan maddelerden biridir.

Halüsinojen maddelerin kullanımı ülkemizde diğer maddelere göre daha nadir görülmesine karşın son yıllarda artış gösterme eğilimindedir. LSD bu maddelerin başında gelir.

Uyku verici ve bunaltı giderici ilaçlar grubu da gerek sokakta satış, gerek hekim tavsiyesinin dışında kullanımlarıyla bağımlılık dünyasına girmişlerdir. Özellikle benzodiyazepin türevleri ve barbitüratlar en sık kötüye kullanılan ilaçlardır. Entoksikasyonlarında (sarhoşluklarında) saldırgan ve uygunsuz davranışları, yargılama bozukluğu, duygudurum oynamaları dikkat ve bellek bozukluğu, koordinasyon bozukluğu nistagmus gözlenebilir. Yüksek doz kullanımında stupor, koma ve ölüm gelişebilir. Yoksunlukları alkol yosunluğuna benzer, otonomik hiperaktivite ellerde titreme uykusuzluk, bulantı, kusma halüsinasyonlar, bunaltı, konvülziyonlar gözlenebilir


Sizi Arayalım


Yeme Bozuklukları anoreksiya nervoza, bulimiya nervoza ve son yıllarda tanımlanan tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklardan oluşur. Bu tür psikiyatrik hastalıklardan kaynaklanan yeme bozukluğu fiziksel rahatsızlıklara da yol açar.
Sınav kaygısı, özellikle çocuk yaştan itibaren, çocuğa hayatının gidişini kökten değiştirecekmiş gibi sunulan sınavlarla karşılaşmanın çok sık olduğu ülkemizde sıklıkla gördüğümüz bir durumdur ve birçok problemi de beraberinde getirir.
Toplumumuzda başkalarının kendi hakkında neler düşündüklerini önemsemeyen insan sayısı yok denecek kadar azdır. İnsanlar başkalarının gözünde nasıl göründüklerini, akıllarda nasıl kaldıklarını çok abartılı bir şekilde önemsemektedir.
Panik atak ve panik bozukluk farklı şekilde tanımlanmaktadır. Panik atak, kişinin yaşadığı bir durumken, panik bozukluk, tekrarlatıcı panik atakların olduğu, insanı yeri geldiğinde günlük yaşamından uzaklaştırabilen ciddi bir rahatsızlıktır.
Obsesyonu “vesvesyon” olarak isimlendiren bir hastamın iç içe geçirerek yaptığı bu kelime üretimini her zaman gülümseyerek hatırlarım ki şu anda hastam iyi bir tedavi sürecinin ardından rahatlamış bir hayat sürmeyi başarabilmiştir.
Kaygı doğum anından beri hayatımızda neredeyse ilk karşılaştığımız duygu olsa gerektir. Ve yaşamda çoğu zaman işlevsel, gerekli bir duygudur. Tamamen kaygısızlık çeşitli filmler, romanlarda yüceltilebilmesine rağmen bir hayalden öte geçmez.
Depresyon özellikle son elli yılda, canımızın sıkkın ya da üzüntülü olduğu herhangi bir zamanda ağzımızdan çok kolaylıkla çıkan bir terim oluverdi. Oysa gerçek depresyon, belirli kriterleri olan ve bu kriterlerle tanı konulan bir rahatsızlıktır.
Bağımlılık yapıcı maddelerin oluşturduğu hastalıklar, madde kullanım bozukluğu ve madde kullanımına bağlı bozukluklar olarak ikiye ayrıldığından tedavi yaklaşımları da karşı karşıya bulunulan duruma göre geliştirilir.
Alkol bağımlılığı tedavisi akut dönem, subakut dönem ve uzun dönem tedavisi olarak planlanmalıdır. Hastanın durumuna göre hastane yatışı ve ayaktan tedavi programları uygulanabilir. Farklı tedavilerin uygulanması bağımlılıktaki şiddete göre değişir.
Esrar bağımlılığının tedavisinde, hastanın esrara başlamasına neden olan özellikleri üzerine ve esrarla birlikte oluşan ruhsal sıkıntılar üzerine hedeflenmiş bir ilaç kullanımı ve terapötik yaklaşımla tedavi stratejisi oluşturulur.
Son yıllarda bir çok ülkede alkole bağlı problemlerin tartışılmasında sadece bu sorunları yaşayan küçük bir grup insanın üzerine odaklanılmasından vazgeçilmiş, sigara ve AİDS mücadelelerinde olduğu gibi “yeni bir halk sağlığı hareketi” esas model haline gelmiştir.
Metropoldeki hayatımız, çalışma ortamlarımız, eğitim sürecimiz, trafikte geçirdiğimiz zaman, değişmiş davranış ve düşünce yapıları olan insanlarla karşılaşmalarımız, vücudumuz ve beynimizdeki kaygı ile başa çıkma mekanizmalarını fazlasıyla zorlar.
Alkol / madde kullanan annelerin bebeklerinde fetal ve neonatal kampliksayonlar sık gözlenir. Maddenin yarılanma ömrü fetusta enzimlerin yetersizliği ve bebrek yolu ile atılımın daha düşük olmasına bağlı olarak yetişkinlere oranla daha uzundur.
Sedatifler gerilimi azaltan ve mental sakinlik yaratan bir ilaç türüdür. “Sedatif” terimi gerçekte anksiyolitik terimi ile aynı anlamda da kullanılmaktadır; anksiyeteyi yani kaygı ve sıkıntı hissini azaltan ilaç anlamına gelmektedir.
Bağımlılığa yatkın tipik bir kişilik yapısının tanımlanması mümkün olmamasına rağmen belirli bazı ortak özelliklerin varlığını söylemek de mümkündür. Bu özelliklerin belirlenmesinde içinde yaşadığı çevre ve bu çevrede üstlendiği roller önemlidir.
Dr. Tulga Tolun Şatır, bağımlı olan kişinin yaşam biçimini tamamen değiştirmesi gerektiğini açıkladı. Bağımlılık, kişilerin ruhsal ve bedensel sağlığına zarar vermesine rağmen, belirli bir eylemi tekrarlamaya yönelik önüne geçilemez bir istek duyma halidir.
Küçük yaşlarımda seyrettiğim bir filmi hatırlarım. Renksiz çekilmiş bir Amerikan filmiydi. Sahnede sevgilisinden yeni ayrılmış bir genç kız kanepeye oturur. Ağlamaktadır. Elinde bir kova dondurma vardır ve kaşık kaşık yemektedir.
Esrar (Marijuana), kenevir bitkisi Cannabis Sativa’nın çiçek ve yapraklarının kurutulup doğranması ile oluşan yeşil ya da gri bir karışımdır. Torba içinde ya da preslenmiş bir şekilde satılır. Haşiş ise kenevir bitkisinin reçinesinden yapılır
Galata Tıp Merkezi

info@galatatip.com.tr

En Üst .